Köşe Yazıları

5. Çocuk da yanarak öldü!..

5. Çocuk da yanarak öldü!..   Van depremi  sonrası  büyük  bir  toplumsal  duyarlılık oluştu. Toplumun  her  hesimi  Van’dan  gelen  deprem  

26 Ocak 2014 Saat: 09:57

5. Çocuk da yanarak öldü!..

 

Van depremi  sonrası  büyük  bir  toplumsal  duyarlılık oluştu. Toplumun  her  hesimi  Van’dan  gelen  deprem  haberlerine odaklandı. Soğukların  başladığı  günlerde meydana  gelen deprem  oluşturduğu büyük  acının yanı  sıra  binlerce  kişinin evsiz kalmasına yol açtı. Halen  çok  soğuk  kış  günlerinde  depremzedeler  çadırlarda  yaşamlarını ikame etmeye  çalışıyor.

 

Depremin  olduğu  ilk  günlerde  oluşan  hassasiyet  ise  azalmaya  deprem  ve  getirdiği  zor şartlar  ve  hüzünlü  sonuçlar  unutulmaya başlandı.Van’da  acı bir  gerçek  ise  devam ediyor. En son  bir  çocuk daha yanarak öldü. Seyrantepe Mahallesi Averek yolundaki hasarlı evin yanında kurulan çadırda, önceki gece sobadan çıkan kıvılcımın eşyaları tutuşturması sonucu yangın çıktı. Yangını fark eden vatandaşlar, çadırda yaşayan Aslı Duru ile çocukları Sabiha (5), Neslihan (4), Umut (4), Gülcan (3) ve 3 aylık Mehmet Doru'yu çadırdan çıkararak, itfaiyeye haber verdi. 112 Acil Servis ekiplerince Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralılar tedavi altına alındı. Vücudunda ağır yanıklar bulunduğu için ambulans helikopterle Ankara'daki Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilmek üzere hazırlık yapılan Mehmet Doru, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve 5. çocuk da  çadır yangınında yanarak öldü.

 

Bu haberi  izlerken  yanık eşyalar, devrilmiş  bir soba ve  kararmış  çadır parçaları görüyorsunuz. Karların buz  tuttuğu  bir  ortam  ve  kısa sürede  yanıp  kül  olmuş  bir  çadır. Ortalıkta  kalmış  çocuklar  ve  çaresizliği  görüyorsunuz. Bu  gazete  haberi  sıradan  bir  haber olarak kulaklarımıza  değecek  ve  geçip  gidecekse  çok  ağır  bir  durum  oluşur.  Bu hal hesabı zor verilecek  bir konudur. Masum çocuklara  “Hangi  suçtan  öldürüldün”  diye sorulacak  olan  bir  güne  inanıyorsanız  en önemli  konu  olarak  bu olayı görmeniz gerekiyor. Masum  bir yavru  ne olup  bittiğini anlamadan  ateşlerin içine  düşüyorsa  geride  kalan  tüm insanlar  için  çok  ağır bir  halin oluştuğunu kimse inkar edemez. Gereken önlemler  alınsaydı  bu  çocuklar ölmezdi gerçeğini  durup  tüm  insanlar  düşünmeli. En başta idarecilerin bu  sorumluluğu hissetmesi gerekir. Ölen  çocukların  yanı sıra  yanıklarla  yaralanan  çocuklar  ve  tüm eşyaları yanmış büyük bir perişanlık  yaşayan  depremzedeler  var. Çadırda  yaşayan  insanlara  farklı çözümler  getirmezseniz  daha  çok  sobalar  devrilecek  ve çocuklar ölecektir. Yangınların bitmeyeceği ve  yeni çocuk ölümlerinin olacağı gün gibi aşikardır.

 

Bir yerde  haksızlık varsa, bir yerde insanlar ihmalden ölüyorsa  hele de  hiçbir  şeyden habersiz  masum  yavrular feci  bir  şekilde yanarak ölüyorsa  orada  başka bir  şey  konuşmanın anlamı yoktur. Başka  bir  konuyu  gündeme getirmenin anlamı yoktur. Dış politika’daki gelişmeler  ve  iç  politik  sorunları gündem etmenin bir anlamı yoktur. Yeni anayasayı  tartışmanın  bir  anlamı  yoktur. Zira bu tartışmalarda  insan  teki  en  önemli  olarak  öne  çıkmıyor  ve  politik  kılıflar önceleniyorsa  boşuna yeniyi  konuşmayalım.  Şu an en önemli  konu   çadırda  yanan çocuklardır. Ölen geri gelmemekte  acılar  çekenin hissettiği kadar anlaşılamamaktadır. İdareciler  hesabını zor  vereceği  bir  konu  ile  karşı karşıya kalmaktadır. Bunlar  zannedildiği  gibi  bir  kaza değildir. İhmal  edilen  bir  konunun  zorunlu sonuçlarıdır.

 

İçişleri  bakanı Beşir  Atalay  Van'ın Erciş ilçesi ve köylerinde çadır hayatının bu ay içinde, Van merkezde ise ocak ayında sona ereceğini söylüyor. Atalay   20 bin 700 konteynır siparişi verildiğini  bunların 10 binden fazlasının bölgeye ulaştırıldığını beyan etti  gazetecilere. Van merkez köylerinde konteyner dağıtım ve kurulumunun 19 Aralık'a kadar tamamlanacağını  vaad ediyor. Kalıcı konutların 2010 yılı Ağustos ayının sonu itibariyle teslim edileceğini  iddia  ediyor sayın bakan. Bu  vaadlerin  yerine  getirilip  getirilmediğini  toplumun  tüm kesimleri takip etmeli. Acı olan bir  gerçek  var. Bir gecikme  var  ve  çocuklar  buz  gibi  kışın ortasında yanarak ölüyor.

Çadırda  soğuktan zatürre  olup  ölen  çocukların  vicdanınızı  sızlatmasını istemiyorsanız  elinde  gücü  olan  tüm  yetkililere  baskı yapmalısınız.

 

İzmit  depremi  olduktan  sonra  bölgenin  kendine  gelmesi  yıllar aldı. Ölümler, göç, yıkılmış sanayi ve ticari yapı  ile  bölgenin  kendine gelmesi  10  yılı  buldu. Depremin bir de  görünmeyen  yüzü  vardı. Yaşananlar  yüzünden  depresyona  giren  kişiler  ve  üzücü  toplumsal sonuçları  kimsenin  bilmediği  ama  görünmeyen  yüzü oluşturdu. Şimdi  Van’ı da  böyle  bir  gerçek  bekliyor. Sadece barınma sorununun  çözülmesi  çözüm  değildir. Yıkılan  toplumsal örgünün tekrar  örülmesi gerekiyor. Verilen maddi ve manevi  desteklerin  uzun sürecek bir  sorunu  çözmeye odaklanması  gerekiyor.  Van'ın bürokrasinin  hantal  yapısına  terk  edilmemesi  için  sadece  idareciler değil  herkesin  elinden geleni yapması gerekiyor.

 

Sivil  toplum  örgütleri, yardım dernekleri   ellerinden geleni  yapmaya çalıştı, çalışıyor. Ancak  asıl  sorumluluk  şehrin  kenarındaki çadırda  aç  olanlara  yiyecek  yetiştirmek  için  bir  çuval  unu  uzun  bir  mesafeden  sırtında  taşıyarak götürmeye  çalışan  Hz. Ömer  gibi bir  idareci  olabilmede. Bu duyarlılık olmadığı  müddetçe  istediğiniz  kadar  iş  yapar gibi  durun  çocuk ölümleri durmaz. Çaresizlik içinde de olunsa,  bir  gece  yarısı olmasına  rağmen  acil  soruna acil  çözüm  üreten  bir  Hz. Ömer  bakış  açısı  yoksa  ne  denilse,  ne yapılsa boştur.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız