Egemen Bağış “AB övülecek konularda cimri, eleştirilerde cömert davranıyor” demiş ama bu ülkenin insanları devletin öyle kolay değişmeyeceğini, demokratikleşmeyeceğini de iyi bilir.
AB ilerleme raporu açıklandı. Türkiye’nin AB’ne giriş isteğini bir takım kriterler üzerindenher sene değerlendiren rapor bu sene de dikkat çeken değerlendirmelerle dolu.
Rapor bazı konularda Türkiye’yi överken bazı konularda da eleştirmiş. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, dün Brüksel’de AB’nin yayımladığı Türkiye’nin İlerleme Raporu’na, “AB övülecek konularda cimri, eleştirilerde cömert davranıyor” sözleriyle eleştiri getirdi. Bağış,“Anamızın ak sütü gibi helâl olan AB üyeliğini istiyoruz. Hedef tam üyeliktir”dedi.
Bu yılki raporda, başta tutukluluk süreleri olmak üzere, yargının işleyişi, bireysel özgürlükler, medeni ve siyasal haklar, kadın hakları, ifade ve basın özgürlüğü, seçim sistemi, kamu ihaleleri, sosyal politikalar, düzenleyici kurumların bağımsızlığı ve devlet yardımları gibi çeşitli konularda önemli eksikliklere dikkat çekiliyor. Anayasa reformu, Kürt sorunu ve Kıbrıs meselesi gibi konularda Türkiye’nin daha cesur olması isteniyor.
Raporda Türkiye'nin ordu üzerinde sivil denetim konusunda "iyi ilerleme kaydettiği'' vurgulanıyor. Önceki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının emekliliklerini istemeleri üzerine yeni atamaların hızla yapılması övgü alıyor. Sivillerin ordu üzerindeki kontrolünde müspet ilerlemeler sıralanırken, "Genel olarak güvenlik güçleri üzerindeki sivil denetim prensibinin güçlendirilmesinde iyi ilerleme sağlandı. Ağustos 2011 YAŞtoplantısı, Silahlı Kuvvetler üzerinde daha güçlü sivil denetim yönünde atılmışbir adımdır. Askerî harcamalar üzerinde sivil gözetim güçlendirildi ve Milli Güvenlik Stratejisi gözden geçirildi. Buna ilaveten YAŞ kararları sivil yargının incelemesine açıldı.'' deniliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yetkilerini aşan siyasî konulara doğrudan ya da dolaylı müdahale girişimi vakalarının azaldığıda ifade ediliyor.
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinilen raporda, hükümet ve muhalefetin, anayasa için taahhütte bulundukları hatırlatılarak, "Anayasanın hazırlanması sürecinde tüm siyasi partiler ve sivil toplum dahil en geniş istişarelerin gerçekleştirilmesinin güvence altına alınmasına azami dikkat edilmelidir'' uyarısında bulunuluyor.
Raporda ordunun sivil kontrol kapsamında Türkiye'ye yönelik eleştiriler arasında ise YAŞ'ın yapısı ve yetkilerinin değiştirilmemesi, askerî yargının yapısının gözden geçirilmemesi, YAŞ kararlarının ve diğer askerî makamların kariyer yönetimiyle ilgili kararlarının yargı denetimine yeterince açılmaması,orduya siyasete müdahale alanı bırakan TSK İç Hizmet Kanunu'nun değiştirilmemesi, Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmaması,ortaöğrenimde milli güvenlik derslerinin subaylar tarafından verilmesi ve TSK'nın medya kuruluşlarına akreditasyon uygulamasını sürdürmesi sıralanıyor.
Egemen bağış tutukluluk sürelerinin uzunluğu konusunda AB eleştirilerine kendilerinin deitiraz getirmediğini belirtmişve sürecin bazı ülkeler ve güçler tarafından bir silah gibikullanılmasını eleştirmiş. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise , "Rapor hazırlanırken Türkiye'deki ilerlemelerden ziyade, beklenti ve eksikliklere yoğunlaşıldığı intibaını güçlendirmektedir" deniliyor. Raporun Kıbrıs bölümü baştan sona eleştiriliyor. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Raporda, metodoloji itibarıyla, Türkiye'de birçok alanda sağlanan önemli gelişmelerin yeterli ölçüde işlenmediği ve zaman zaman fazla ayrıntıya ve genellemelere yer verildiği gözlemlenmiştir. Bu tespit, rapor hazırlanırken Türkiye'deki ilerlemelerden ziyade, beklenti ve eksikliklere yoğunlaşıldığı intibaını güçlendirmektedir. Böyle bir yaklaşımın objektif ve adil bir değerlendirme yapmak açısından uygun bir yöntem olmadığıdüşünülmektedir." deniliyor.
AB genel olarak Türkiye’den demokratik standartların yükseltilmesini istiyor. Burada bazıçifte standartlar ve görmezden gelmeler yok değil tabii. Çoğunluğun kısıtlanan dini haklarıile ilgili şimdiye kadar pek bir şey söylenmezken azınlıklar konusu hep ön plandaydı. Azınlıkların ön planda olmasınıeleştirmiyorum az, mağdur ve mazlum olanın hakkınıkorumak en başta çoğunluğun yapması gereken bir iştir ancak çoğunluğun kısılan sesineyıllardır kulak asmamak ta hoş bir tavır değildir.
Türkiye AB’ye girer mi giremez mi? Bu ayrı bir konudur. Ancak AB ilerleme raporlarındaTürkiye’den istenen hususların insan hak ve özgürlüklerinin daha da iyileşmesine hizmetedeceği inkar edilmemelidir.
Egemen Bağış “AB övülecek konularda cimri, eleştirilerde cömert davranıyor”demiş ama bu ülkenin insanları devletin öyle kolay değişmeyeceğini,demokratikleşmeyeceğini de iyi bilir. Vitrin süsü olsun diye demokratikleşiyorsanız buhemen hissedilir. Temel hak ve özgürlükler alanında kalıcı adımlar atabiliyorsanız hemvatandaşınızı hem de AB’yi ikna edebilirsiniz. AB ilerleme raporları her sene demoklesinkılıcı gibi Türkiye’nin tepesinde hissettiği raporlar. Ancak gerçekler acıdır. Eleştirilere karşı reaksiyoner olmak ve hayal kırıklığı tablosu oluşturmak doğru değildir. Olumsuz eleştirilerkarşısında hemen savunmacı duruma düşmemek gerekiyor. Türkiye kalıcı anlamdademokratikleştiğinde ve her farklı kesim özgürce yaşadığında daha sorunlu değil dahamutlu bir toplum olacağız.