Köşe Yazıları

Adalet talebimiz var

08.11.2012 YENİDEN, HUKUKA UYGUN, KAPSAMLI VE SAHİCİ BİR YARGILAMA İÇİN ÇALIŞACAĞIZ

26 Ocak 2014 Saat: 15:15
Adalet talebimiz var
 
Hrant Dink öldürüldükten  sonra  davanın sonucuna dair bir adalet beklentisi oldu. Ancak mahkemenin gerekçeli  kararı ve  DDK'nın  raporları acı bir  gerçeği gözlerimizin önüne serdi. Zamanında korunan, kollanan  devlet görevlileri nedeniyle deliller karartıldı. Sonuçta devletin acziyeti oluştu  ve  sivil  toplumun bu konuya müdahalesi gerekti. Farklı kesimlerden vicdanlı kişiler  cinayetin ilk  gününden beri biir  tepki verdiler. Ancak bu yeterli, net ve asıl sahiplenmesi gerekenin güçlü sesi ile olmadı.

İslami kimliği ile  tanınan aydınların  öncülük  ettiği  adalet talebimiz var  çağrısına  "neredesiniz"  denmeden  başlamalıydık. Müslüman olmanın birinci şartı buydu. Her cuma namazında tüm  müslümanlara çok önemli bir ayet hatırlatılır. Adeta baştacımızdır, Kur'an'ın özetidir denecek önemdeki bu ayet  Allah adaleti emreder" şeklinde başlar. Bu  cinayete  daha ilk günden en çok islami hassasiyet sahibi kesim tepki  vermeliyd. Bu destek  Dink'in özellikle  Cumhurbaşkanlığı  seçimleri öncesi ortalığı karıştırmak isteyenler tarafından öldürülmesi gerekçesinden bağımsız olmalıydı. Sadece  ve  sadece  bir insanın öldürülmesine razı olmayacağımızı beyan etmek için olmalıydı. Herkes  kendi  haklarına  sahip çıkabilir. Yıllarca  başörtüsü  konusunda  önemli  bir  gayret  sarf  ettik. Ancak  insan  hakları  demek ötekinin haklarını  aramaktır  en başta. Sadece size müdahalede bulunana tepki verme ilkel canlıların da yapabildiği  bir reflekstir. Önemli olan adaleti tam olarak anlamak ve hazmetmektir.

Niye  islami kimliği ile öne çıkan aydınlar spesifik olarak böyle bir girişim başlattı. Zira bu acıyı sahiplenmeyi sadece  Ermeni'ye, sosyaliste bırakmak bize yakışmaz. Zaten sadece onlar ağırlıklı olarak sahiplense bu mesele çözülmez. Toplumun ana gövdesini  oluşturan dindar, muhafazakar camia bu  konuda  doğru bir duruş ve dikkat çeken bir aktivite sergilemelidir. Dindar aydınların bu çıkışı her zaman olması  gerektiği gibi aydınların topluma  öncülük etmesi ve eleştirilere aldırmaksızın çığır açması demektir. "Konu başka yere kayabilir, hassas  konudur  ben  dokunmuş olmayayım" diyenler olmadı mı?, oldu. Ancak  bu  sağlam duruş,  mütereddit  ve  kafası  karışık aydınların da  kafasını  netleştirecektir. Önemli olan doğruya ve adalete talip olmaktır. Gerekçeler, mazeretler  vb   muhafazakar toplumu olumsuz etkileyecektir. Aydınlar  toplumsal  soruumluluklarını "ama"  demeden  yerine getirmelidir.

Adalet talebimiz var  çağrısını önceki gazetemizde önceki günlerdeki makalemde yapmıştım. Buna kuvvetli bir cevap bulmak bizi mutlu etti. Unutmayalımki "yapmanız gerekirken yapmadıklarınızdan da sorguya çekileceğinize" inanan bir imanınız varsa  bu metne destek veriniz, duyurunuz. Sadece  ve  sadece adalet  peşinde koşanlar her halükarda haklı çıkacaktır, ne iyi yapmışım diyecektir.

BİZ BU DAVANIN TABİİ TARAFIYIZ
 
YENİDEN, HUKUKA UYGUN, KAPSAMLI VE SAHİCİ BİR YARGILAMA İÇİN ÇALIŞACAĞIZ
Hrant Dink'in katledilmesinin üzerinden beş yıl geçti.
Ancak aradan geçen onca yıl boyunca, bu cinayetin bütün boyutlarıyla
aydınlatılması için gerekli irade oluşmadı. Varlığı herkes tarafından
bilinen derin fail ortaya çıkarılmadı. İlk günden itibaren, adaletin
tahakkukunu önlemeye yönelik kolektif bir bürokratik direnç
sergilendi. Bu cinayetin aynı zamanda kendisini de hedef aldığı siyasi
irade ise bu direnci kırmak ve adil yargılamanın gerçekleşmesini
sağlamak için gereken iradeyi ortaya koyamadı. Kısacası bu cinayeti
gerçekleştiren örgüt, yapı ve işleyiş ortaya çıkarılıp
cezalandırılamadı, hak yerini bulmadı.

Adaletin yerini bulmasını bekleyen bizler, bu tablo karşısında derin
bir hayal kırıklığı içindeyiz.

”Hak” söz konusu olduğunda, Müslümanlar meselenin tabiî ve zaruri tarafıdırlar.
”Bir insanı haksız yere öldürenin tüm insanlığı öldürmüş” gibi olduğuna
inananlar, her durumda adaleti üstün tutmak ve hakikatin şahitliğini
yapmakla yükümlü olanlar, bu aleni haksızlık karşısında da susamazlar
ve inançları gereği müdahil olmak zorunda oldukları bir davaya
kayıtsız kalamazlar.

Müslümanların adaletten yana ağırlık oluşturması ve bu davanın hukuka
uygun bir şekilde sonuçlanması için ihtiyaç duyulan desteği sağlaması,
adaletin tahakkuku bakımından hayati bir önem taşımaktadır.

İslami hassasiyet sahibi tüm kişi ve kuruluşları kendi davalarına
sahip çıkmaya, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve heba
edilen beş yılın ardından, kapsamlı ve sahici bir yargılamanın
gerçekleştirilmesi için her kesimden vicdan sahibi insanlarla beraber
daha aktif bir şekilde çalışmaya davet ediyoruz.
 
Çağrıcılar

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yıldız Ramazanoğlu, Cemal Uşşak, Cevat Özkaya, Rıdvan Kaya, Hidayet Şefkatli Tuksal, Ahmet Faruk Ünsal, Üstün Bol, Nevzat Çiçek, Mehmet Bekaroğlu, Abdurrahman Dilipak, Ufuk Çoşkun, Fatma Bostan Ünsal, Yılmaz Ensaroğlu, Taner Ayaz, Betul Ayaz, Emrullah Beytar, Cihan Aktaş, Gülcan Tezcan, Cahit Koytak, Adnan İnanç, Neslihan Akbulut, Hilal Kaplan, Fadime Özkan, Özlem Albayrak, Burhan Kavuncu, Bülent Şahin Erdeğer, Yasin Aktay, Ramazan Kayan, Hüseyin Hatemi, Kezban Hatemi, Nureddin Şirin.
Destekleyenler 
Bekir Berat Özipek, Nihal Bengisu Karaca, Altan Tan, İhsan Eliaçık, Ferhat Kentel, Şanar Yurdatapan, Mustafa Akyol, Nuray Mert, Murat Aksoy, Yıldıray Oğur, Orhan Kemal Cengiz, Baskın Oran, Erdal Doğan...

Bu çağrının  hayırlara vesile  olacağına inanıyoruz. Sorunları birbiri ile  vuruşturmayı tartışmayı  bırakalım, gelin hakkaniyetli bir metne  destek verelim.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız