Köşe Yazıları

Alevilerden özür diledik, Ya diğerleri?

23.11.2011 00:00 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dersime yapılan müdahalenin bilançosunu içeren 8 Ağustos 1939 tarihli belgeyi gösterdi.

26 Ocak 2014 Saat: 08:34

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dersim'e yapılan müdahalenin bilançosunu içeren 8 Ağustos 1939 tarihli belgeyi gösterdi. Erdoğan, belgede ''1936, 1937, 1938 ve 1939'da, toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünün'' ifade edildiğini, belgenin ise dönemin Dahiliye Vekili Faik Öztrak'a ait olduğunu açıkladı. 
Erdoğan daha sonra, Dersim olaylarıyla ilgili ''Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum'' dedi.
Konuşmasında  daha  radikal  ifadeler  kullanarak "1987, 1938 ve 1939 trajik bir katliam yaşanıyor. Havadan ve karadan yaşayan herkese saldırı gerçekleşiyor. Bir dram yaşanıyor. Kadınlar ve çocuklar katlediliyor.Devlet olarak özür dilememize mani bir şey yok ama bu işin başında CHP zihniyeti var.O dönem o bölgede görev yapan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, anılarında "Yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum" diyor.Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor ama bu emri yerine getirecek biri byulunamıyor. Ama sonra bulunan kara suratlı bir kişi 20 çocuğu öldürüyor.
Murat suyu kan akıyor. Bunları söylüyorum diye mi rahatsızsın sayın Kılıçdaroğlu?

..Nereye kaçıyorsun Kılıçdaroğlu? Ben mi özür dileyeceğim sen mi? Ben devlet adına özür dilemek gerekiyorsa özür dilerim."
 
Devlet'in  yaptığı  yanlışları  katliamları  görmek için  siyasi  parti liderlerinin  kavga  etmesini mi  bekleyeceğiz? Bunlar  bizim  yıllardır  bildiğimiz  hadiseler. Ancak  bir çok  kişinin  bilmediğini de iyi  biliyoruz. T.C  devleti  kuruluş  aşamasında  belli  bir  mentalite  ortaya koyarak  buna  uymayanları uymaya icbar etmiştir. Bu  birçok  meselede de  böyledir. Kürt  sorunu  niye ortaya çıktı sanıyorsunuz? Bu ve  benzeri  olayları  araştıracak olursak bunun  benzerlerininin de  T.C  devleti  ve  Kürtler  arasında  yaşandığını  görürüz. Keşke  PKK  ortaya  çıkmadan  önce  siyasi  parti  liderleri  birbirleri  ile  kavga  etseydiler de Kürtler'den de  özür  dilenseydi  ve  bu  kadar  kişi can  vermeseydi. Olan  oldu ama  demekki  devlet özür  dileyebiliyor.  Başbakan  Kürt  meselesinde  devletin  Kürtleri  inkar  ettiğğini  ve  asmilasyon  politikası izlediğini de  şlave  ediyor  ama  oradan  sonrasına  ilerlemiyor. Ermeni  meselesinde de  çok  acılar  yaşanmıştır. Devlet adamları  işlerine  geldiği  zaman  özür  diliyor  ama  daha  netameli  konularda  olayın  üstünü  örtmek  için  ne  yapacağını bilemiyor. 
 
Alevilerin  çoğu  aslında  özür  de  talep  etmiyorlar. Aleviliklerinin  sigortası  olarak  kendilerine  karşı  katliam  uygulamış  bir  partinin  destekleyicisi  durumundalar. Sünni  kesimden, islamcılıktan  zarar  görebileceklerini düşünerek  denize  düşenin  ruh  hali  içine  giriyorlar. Bu  çelişkiyi  nasıl çözebiliriz  bilemiyoruz  ama  çok bilinmeyenli  bir  denklem  olduğu  inkar  edilemez bir gerçek. Asıl  problem de  bu  güvensizlik  duygusudur. Yakın  siyasi taihimizde  bile  maalesef  yaşanan Maraş, Çorum vb.  gibi  şehir  katliamları  Alevilerin  niye  güvensiz olduğunu  bir  parça  açıklıyor  aslında. Faşizmi ister  bir devlet  ister  sünilik  adı  altında  hareket  ettiğini  ileri  süren  bir  cemaat  veya siyasi  hareket  uygulasın  durum  değişmez. Bu  şehirlerde  çoğu  Alevi  bir  çok  kişi  katliama uğratılmıştı. Faşizm, güç  görüntüsü  muhataplarında  iki  yüzlülük  doğurabilir. Başka  bir  güce  karşı  kendisine  katliama  uğratanı  yedeğine  almak  ise  aslında  uzun  vadede  o  toplumu  mahcup  edecek  bir  yöneliştir.
 
"Fareler  gibi  mağaraların  içine  gaz  sıkarak  öldürdüğünü" itiraf  eden  bir  devlet  var  karşımızda. İtiraf  insan  ruhuna  iyi  gelir  demişler  devlet  ruhuna da  iyi  geleceği açık bir  gerçek. Şimdi  özür  dileme  sırası  olayın  faili  devlet  partisi  CHP'nin  şimdiki  başkanı Alevi  kökenli  Kılıçdaroğlu'nda. Onun  bu  feci  katliamlardan  dolayı  özür  dileme  ihtimali  zayıftır. Zira  sıra  taraf  olmaya  gelince  Kılıçdaroğlu  Haluk  Koç  taifesi  ile  beraber   saf  tutacaktır. Yaslandığı  devleti incitmeyi  göze  alamayacaktır. Güce  karşı  başka  bir  gücü  yedeğine  alma  ahlakı  yerleşti  ya.. Bu hastalıktan  kurtuluş  kolay  bir şey  değildir

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız