Köşe Yazıları

Dersim konusundaki samimiyet sınavları

30.11.2011 Önemli olan bundan sonrasıdır. Devlet yanlış yapabileceğini açıkça beyan etmiştir. Bu her kesimden insanın şapka çıkarması gereken bir olaydır. “Baş kaldıranın başı ezilecektir bu böyle biline” denilen

26 Ocak 2014 Saat: 08:52

Dersim  konusunda  iddiaları ortaya  atan  Hüseyin  Aygün’ün de  çark  etmesiyle  CHP’liler  tekrar  eski anlayışlarına döndü  ve kabuklarına   kapandılar. Kılıçdaroğlu’nun  meseleyi  geçiştirmeye  çalışması  ve  “yandan  cevapları”  ile  geçen  haftadan  beri  gündemi meşgul  eden  tartışma  eski  hale  dönüşü  akla  getiriyor  ama  güneş  daha  ne  kadar  süre  balçıkla  sıvanacak  bilinmiyor.

 

Klasik  dindar  camia da  bu  arada  konuyu ısrarla  gündemde tutuyor. Ama  şunu  farklı  her  kesimin  bilmesi  gerekir. Ötekinin sorunlarına  sadece  siyasi  açıdan  zamanın,  dönemlerin   farklılığına  göre  değinmek  çok  hoş  bir durum  değildir. 12  Eylül  öncesi Alevi,  Sünni  gerilimi  yaşanırken  ve  kamplaşma  varken  kimse  Dersim’lilere  yapılanları  gündeme getirmiyordu. Hak  kuruluşları öteki olan  ile  ilgilendiği zaman  ötekileşmek  ile  suçlanırdı  ve  kimse ses  çıkarmazdı. Şimdi  katliamın korkunçluğunu  gündeme  getirmek kolay bir iştir. Önemli  olan  ayrımcılığın  toplumda  herkesin  iliklerine  kadar  hissettiği  günlerde  ötekine  yapılanı  gündeme getirebilmektir.

 

Devlet  Bahçeli ise  özür  konusundaki tavra  çok  sert  tepki  göstererek  Türk  milliyetçiliği anlayışının  nerede  durduğunu gösterdi. Türk milliyetçileri  ile  ulusalcılık  paydası  altında  ittifaklar  yapanların  bu  tavrı  unutmaması  gerekiyor.

 

Aleviler  ise  halen  tartışmayı  genel olarak  görmezden  geliyor. “Evet  bize yapılanlar  doğruydu, ama  bunun  yerine başka dala  tutunsak bunun  güvenilirliği  ne  kadardır”  diyorlar. Haksız  değiller. Ama  bu  at  gözlüğü takmayı da  gerektirmiyor. Hangi  inançtan  olursanız olun  üzerinizdeki  siyasi  hesapların piyonu  haline  getiriliyorsanız  bu  durup  düşünülmesi  gereken  bir  durumdur. Alevileri   sol, Sünnileri  sağ  istismar  etmişse  bunun  böyle  devam  etmemesi  gerektiğini  herkes bilmelidir. 28 Şubat  ve  Ergenekon  davası döneminde  sistemin  payandası  haline  getirilmiş olmak  Alevilere  hiç  bir şey kazandırmadı. Ama bu  sağlamcı  garantici  tavrı  çok küçümsememek  gerekir. Kendinizi  azınlık gibi  görüyorsanız  mutlaka bir yerlere yaslanmak  zorunda  hissedersiniz  kendinizi. önemli olan  ise  Sünni  dindar topluluktur. Ötekileme  ve  dışlama  tavrından  vaz  geçtiğini  beyan  edecek olan çoğunluktur.

 

Önemli  olan  bundan  sonrasıdır. Devlet  yanlış  yapabileceğini açıkça  beyan etmiştir. Bu  her kesimden  insanın  şapka çıkarması gereken bir  olaydır. “Baş  kaldıranın  başı  ezilecektir bu böyle  biline” denilen  günlerden  özür  dilenebilen günlere  gelinmemizi  herkes sahiplenmelidir. Ama  hükümet  bu konudaki  samimiyetini  Aleviler  ile  ilgili açılımını  sürdürerek  devam  etmelidir. “Hükümet  kendi Alevisini  yaratıyor” şeklindeki  eleştiriye  haklılık  primi vermeyecek  bir  şekilde  bu  çalışmayı ısrarla  yürütmelidir. Alevileri  İslam  inancı içinde düzeltilmesi  gereken  yanlış  bir  yöneliş olarak görmek   yerine  farklılığa  saygı duyan bir  anlayış içerisinde  Alevi  ibadethaneleri vb.  yerlere  belirli  bir  statü  sağlamalıdır. Dini  açıdan  doğru  ve  yanlışı  tarif  etmek  ayrı bir  olaydır    ama  devletin  inançlara  eşit yaklaşımı  ayrı bir  zorunluluktur.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız