Köşe Yazıları

Doğru ve yanlışı birbirine karıştırana cevap

18.10.2011 Köşe yazarı hakkımızdaki iftiraları uydurduğu yetmiyormuş gibi bunu köşesi yoluyla halkı kandırma aracı olarak kullanıyor. Güya şahsım zamanında bir başörtüsü yürüyüşü sırasında Emniyet müdürünün yakasına

26 Ocak 2014 Saat: 01:49

Doğru ve yanlışı birbirine karıştırana cevap

 

Özgür Kocaeli, gazetesinden Ali  Gündoğdu eski alışkanlıklarını yine devam ettirmiş.  İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de o  olacak, iflah olmayacak.

 

Ali Gündoğdu  başörtüsü ve MAZLUMDER hakkında yazdığı bir yazı ile    yine   konuları  birbirine  karıştırarak belden  aşağı   vurmuş.

http://www.ozgurkocaeli.com.tr/yazi/basortusu-eylemlerine-neden-birden-ara-verildi-79438.htm

 Başörtüsüne  özgürlük  yönündeki  açıklamaların  güya  başka  bir  niyetle  yapıldığını ima  etmeye çalışmış. Bu ifadelerine kendisinin de inanmadığını anlıyoruz  ve  fakat  zihinleri  bulandırma  niyetinde  olduğunu  görüyoruz.

 

2003 -2007 arası  Kocaeli  şube  başkanı  ve  ardından bir dönem    Genel  başkanı  olduğum  MAZLUMDER   mağdura kimliğini,  inancını sormaz. Mağduriyet varsa  zulme müdahil olur. Haklarda  sıralama yapmaz. Her hakkın  insanın  korunması  gereken  bir parçası  olduğu düşüncesiyle  mağdurla özdeşleşmeden  onun yanında  durarak  ilkeli  duruşunu devam  ettirir. Kürt meselesi  bu ülkede  devletin kendi  eliyle  oluşturduğu  ve bunu   son  yıllarda   iktidardaki  birçok  yetkili ağzıyla  itiraf ettiği  bir  konudur. Devlet  bu  konudaki  hatalarını  giderebilmek  amacıyla MGK’nın da onay  verdiği  bir  proje ile  yanlışlarını düzeltmeye çalışmıştır. Önceleri  Kürt açılımı denen daha sonra  milli birlik  ve  kardeşlik projesi  denen  bir  proje ile yıllardır topluma  dayattığı  tek tipçi  ve  asimilasyoncu  politikalarından  geri adım  attığını  ilan etmiştir. Şu anda  çatışma ortamının  hakim  olması ise  kimseyi  şaşırtmamalıdır. Kürt meselesi hakkında  devletin yıllardır yaptığı  yanlışlar  ile  sorundan   dolayı ortaya çıkmış  olan  savaş ortamının  ayırt edilmesi  gerekir. Tabiî ki  bunu  iyi niyetli olanlar yapar.  Yazar yazısında başörtüsü açıklamaları sırasında Kürt meselesinin de konu edinilmesini eleştirerek  açıklamalarda zaman zaman  “barıştan, halkların kardeşliğinden falan söz ediliyor.” demiş. Bu konuda iyi niyetli olmayanlar    yıllardır bu  konunun  çözümü  için insan  hakları  temelindeki  adil yaklaşıma “ halkların  kardeşliğinden  filan  bahsediyorlar”  diye yaklaşır. Kafası ırkçılık  ile  dolu  olanlar  her  ırkın  birbirine eşit hakları olduğunu anlayamaz. İster Türkçe ister  Kürtçe olsun halkların kardeşliğinden ve insan haklarından  bahsetmenin  ve  yanlış politikaları eleştirmenin neresi kötüdür? Türkiye’de zenci muamelesi gören  tüm sorun sahiplerini kucaklamanın ırkçı ve inanç alerjili  kafalar için çok garip olduğunu biliyoruz. Ama bunun  erdemli bir fiili olduğunun da  bilincindeyiz. Kürt sorunu   ve  başörtüsü hakkında  adil  konuşmanın hedef gösterme amaçlı kullanılabildiğini de  biliyoruz. “Kim olursa olsun zalime karşı ve kim olursa olsun mazlumdan yanayız”  demenin bedeli olduğunu bilsek de aynı söze devam edeceğiz.

 

Köşe yazarı hakkımızdaki  iftiraları  uydurduğu yetmiyormuş gibi bunu  köşesi yoluyla halkı kandırma aracı olarak kullanıyor. Güya şahsım zamanında  bir başörtüsü yürüyüşü sırasında  Emniyet müdürünün yakasına yapışmış,  boğazını sıkmışım. Bunun  için  kendisi  yazı yazmış ve  bundan dolayı onu  mahkemeye vermişim.  Olayın aslı şudur. 2007 yılında bir  başörtüsü yürüyüşü tertip edip gereken bildirimleri  Emniyet müdürlüğüne yaptığımız halde yürüyüş günü topluluk Perşembe pazarı alanına yürütülmemişti. Aralarında kadın ve çocukların bulunduğu topluluğa dönemin Emniyet müdürü biber gazı sıktırmıştı. Ardından topluluğun onurlu   duruşu kazanmış  ve  yürüyüş gerçekleşmişti. Emniyet müdürünün yakasına sarılmak veya boğazını sıkmak gibi  bir olay olmamıştır. Gündoğdu   uydurduğu bu olay hakkında yazı yazdığını ve bundan dolayı kendisini mahkemeye verdiğimi belirtiyor. Bir kere kendisi hakkında manevi tazminat davası açmam  daha önceki iftira dolu bir başka yazısına dayanıyordu. Bu olaydan dolayı değildi.  Gündoğdu ya hafıza zafiyeti geçiriyor  ya da meydanı boş bulmuş serbest atıyor. Kendisine ne zaman dava açıldığını bile unutan kafası karışık  bir kişinin köşe yazarlığı yapabildiği bir ülkedeyiz. Bir yalan atıp bunu herkese yutturmaya çalışmakla kalmayıp  gazeteciliği yüzünden kendisine dava açtığımızı iddia etmektedir. Manevi tazminat davası açtığımız  konuda da o gün olay mahallinde olmamasına rağmen gayet pişkince iftiralar atabilmişti. Herkesin hakkında dava açtığını dalga geçerek anlatıyor. İnsanlar kendisine hakaret edene tabiî ki dava açacaktır başka ne yapsın, sizin gibi hakaret yolunu mu seçsin? Hakaret davasından  mahkemede beraat ettiğini gururla anlatıyor ama bir de kurtulunamayacak bir mahkeme  var sayın Gündoğdu. Mahkeme-i Kübra’da nasıl kurtulacaksınız? Açık hakaretin cezasız kalmadığı yerlerde var, unutmayınız. Ali Gündoğdu  eğer unutarak boğaz sıkma  olduğundan bahsediyorsa kendisine bir doktor olarak yardımcı olabilirim. Hafızayı kuvvetlendirici, dimağı açıcı, ona buna hakaret etmeyi  telkin eden depresyon halinden insanı kurtaracak iyi ilaçlar biliyorum. Bana müracaat ederse kendisine yardımcı olacağım. Ama eğer kötü niyetinden bunu yapmışsa ona yabancısı olduğu ve  alerji duyduğu dini  ve ahlaki değerleri araştırmasını ve  anlamasını öğütlerim. Aslında çok muhtaç olduğu ve fakat hiç hazzetmediği bu değerler onun kalbini aydınlatabilir.

 

İstifa eden MAZLUMDER    yönetim kurulu üyesinin   “Türkiye’nin sağlık, eğitim, tarım gibi birçok alanda sorunları varken, tek sorunumuzun  Kürt meselesi gibi görülmesine tepki göstererek istifa ediyorum” sözlerini hatırlatarak okuyucularının  zihnini bulandırmaya çalışmış. Biz yıllardır  başörtüsü konusundaki yasakların kalkmasını isterken  bazı kesimler “farklı bir çok  sorun varken, niye başörtüsünü gündem ediyorsunuz ” diye sorarlardı. Şimdi de eski yönetim kurulu üyesi böyle sormuş, hata etmiş. Farklı konu da olsa aynı anlayış   maalesef.  Bu yaklaşımı biz iyi tanırız. Hakkında konuşmaktan çekindiğiniz konularda bu yaklaşım tarzı biz insan hakları savunucuları için yabancısı olmadığımız bir yaklaşım türüdür. Hangi konu olursa olsun sorunu başka bir sorunu bahane ederek örtme  taktiği bizler için  tanıdık taktiklerdir. Yazar bu  sözü duyunca heyecanla kaleme sarılmış. Önceden şahsımıza yaptığı gibi iftira dolu  kurgularla dolu bir   yazı yazmış.“Başörtüsünün altındaki amacın başka olduğunu düşünüyordum” diyen yazar “sanırım haklı çıktım” diyor. Sayın Gündoğdu sanmakla köşe yazarı olunmuyor. Somut bulgulara dayanmayan uydurmalara dayanarak senaryolar üreterek de köşe yazarı olunmuyor. Eski Emniyet müdürü uzak değil,   iddia ettiğiniz ama görmediğiniz bir olay için eski müdüre bir telefon açarak bilgi edininiz. Gazetecilik onurlu  bir iştir. Basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt ederek yola çıkılır. Telefon edin ve cevabı yayınlayınız.  Medya gücünü kullanarak ona buna kara çalmak doğru bir iş midir? Bir de çalakalem makale yazmayınız,  size tavsiyem olsun. Sonra kendisine  niye dava açıldığından bihaber bir insan durumuna düşüyor ve mahcup oluyorsunuz.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız