Köşe Yazıları

Gözyaşlarının “ah”ı

02.03.2012 Sezai Karakoç’un “Ey Müslüman; İslam'ı öyle diri ve sağlam yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin”. sözünü unutmazsak yeni 28 Şubat’lara karşı hazırlıklı oluruz

26 Ocak 2014 Saat: 14:18


28 Şubat  ile  ilgili tartışmalar  daha  bir  müddet  daha  devam  edecek gibi. 28  Şubat  günlerinde  pek  muktedir  olanlar  bugün  birbirine düşmüş  durumda. “Ah” alanların  sonunda  ne  hale  düşebileceğini  bir  kez  daha  dünya  gözü  ile  gördük. Erbakan  öldü  ama  ona zalimlik  yapanlar  öbür  dünyaya kalmadan  bu  dünyada  rüsvaylığı yaşadılar. Nice  genç kızın  kimsenin duymadığı "ah"larının bedelini  bu  gün  birileri ödüyor.

 

Bu  ülkede  sun’i  bir  şekilde  yıllarca  farklı konular  tartışıldı. Ama  asıl  tartışılan  konu  İslami  hassasiyetlerdi. Dine  uzak  ve  alerjik kurucu  ideolojinin,   görünmez  kılmaya  çalıştığı  gerçek  her defasında  baskılardan  kurtulup  su  yüzüne  çıkıveriyordu. Dini değerlerin yok edime çabası ve  topluma yamalanmaya çalışılan Türkçülük sun’i bir çabaydı. Halkın  adaleti  ile  temayüz  etmiş  önderler  eşliğindeki bir  hayata  talebi,  önü  kesilemez bir  şekildeydi. Bundan  sonrasında da  bu  böyle olacak. Çünkü  bu  topraklarda  boğmaya çalıştığı ama  daha da büyüyen özlemi dini hassasiyetlerdi.   Ama  önemli  olan  doğru  bir  çizgide kalabilmektir.

 

28 Şubat  geçti  ama  olması gereken pek anlaşılamadı.  Adaleti  sağlayacak  insani  ve  İslami  değerlerin  peşinde  koşma  gereği   İslami kesimde  pek  karşılık  bulamadı. Gereken  anlamda yok  edilmeye  çalışılan  İslami duygu  ve  düşüncelerin  ihyası  için ne  yapılıyor günümüzde?Mazlum’un müstezafın hakları  için  yaşama  idealleri  ne derece ayakta? Hakim  güç  olunca  başkasına  zulmetmeme hassasiyeti  ne  durumda? Bütün bunların dindar camia  tarafından sorgulanması  gerekir.

 

Bugün  açıkçası  özgürlük alabildiğine  olduğu  kadar  alabildiğine  duyarsızlık vurdumduymazlık ve  idealsizlik ortada. İslami   hassasiyet sahibi  kişiler  çocuklarına  ne derece  düşledikleri  geleceği  sevdirebiliyor? Bu  gittikçe  daha  az  oranlarda olumlu  cevap  verilebilecek bir  soru  halini aldı.

 

Yeryüzünde  tüm  insanlığa örnek  olucu  erdemli  davranışları  yapmaya  çalışmamız gerekiyor. Bunun için de   çağımızda  itibar  edilen birçok sahada  niye var olamadığımızı  sorgulamalıyız.

 

Sadece  siyaseten  değil medeniyet  gelişimi  açısından  ne durumda  olduğumuzu sorgulamalıyız. “Kahrolsun”  söyleminden  ziyade  “nasıl diriltebilirim” in  peşine düşmek zorundayız.

 

Sezai Karakoç’un  “Ey Müslüman; İslam'ı öyle diri ve sağlam yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin”. sözünü  unutmazsak  yeni  28 Şubat’lara  karşı hazırlıklı oluruz.. Bu söz  ise  başkasını  umursamayan   bir  hayattan ziyade karakteri  ile  etrafını  aydınlatanları  ifade eder. Kendisine  düşman  olsa  bile  ona  büyük saygı  duydukları  Mehmet Akif  ki  adeta  çağımızın Hz. Ömer’idir, anlatmaya çalıştığımızın  canlı örneği olmuş  bir  şahsiyetti.

 

Tarih  hep  böyle olmuştur. Zalimlik  yapan Aydın Doğan’lar  Özkök’ler  sonunda  birbirine düşmüş, suçlarını  sahipsiz  bırakan  bir nedamet haline  bürünmüşlerdir. Sağlam bir  karakter  ve  sarsılmaz  bir  iradede  olduktan  sonra  korkmaya gerek yok. Takdir’i ilahiye razı olanlar yenilgi gibi görünen  doğal  sonuçları doğru yorumlarlarsa  kazanırlar. Ama  çağa  ve  toplumun beklentilerine  karşılık  verecek   çalışmaları  yapmak  şartı  ile  bu  olur. Donkişot’lukta  yapıldı  28  Şubat  günlerinde. Meşhur  vaizlerin küfürlü konuşmaları   ile  laik hassasiyet ancak ve ancak   kışkırtıldı. Başka  bir fayda  sağlamadı. Önemli olan haksızlığa uğrarken bile haksızlık yapmamaktı.

 

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız