Yeşiller ve Sol gelecek partisi Ankara il başkanlığının düzenlediği konferansta konuştum-10-Mayıs 2016



"İNSAN HAKLARI TABLOMUZ; ÇIKMAZ SOKAKTA MIYIZ?"
İnsan hakları tablomuzun ışığında;
İnsan hakları ihlallerinin kaynağı nedir?
İnsan hakları tablomuz
Türkiye’de demokrasi geriye doğru
Basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 151. sıradayız
Çatışmalarda 6000’e yakın ölü, maddi ve manevi büyük hasar
İşçi hakları, kadın hakları, mülteci hakları, çocuk hakları ihlallerinde artış
Dünya Adalet Projesine göre temel hak ve özgürlüklerin kullanımında 66 ülke içinde 58. sıradayız.
Türkiye’nin AİHM’deki insan hakları profili: Türkiye’de de iktidar demokrasiden uzaklaştıkça insan hakları karnesi zayıflıyor, hep ilk 3’teyiz
Tayyip Erdoğan "Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum"
Dünya hukuk düzeyi 2015, Çin 71. Meksika 79. Türkiye 80. Özbekistan 81. sırada
Tunus
. Gannuşi, «Çatışma, demokrasi isteyenler ile diktatörlük isteyenler arasında»
Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2015 yılı yolsuzluk algılama endeksi

Temiz ülke
Tablo girişim özgürlüğüne de sıçradı
AK Parti’nin ilk dört yılında ortalama yıllık büyüme hızı yüzde 7,5 düzeyindeydi, son dört yılda ortalama yıllık büyüme hızı yüzde 3,3’e geriledi.
Türkiye yüzde 11,1 işsizlik oranıyla, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yüzde 24,5, Mısır’ın yüzde 12,8 olan işsizlik oranlarının ardından dünya üçüncüsü
Kaynaklar imalat sanayi yerine ihracata konu olmayan hizmetlere, (AVM, inşaat...)
Özal döneminde imalatın milli gelirdeki payı %32, Ak Parti zamanında %19
Son durum….
İnsan hakları ihlallerine karşı yaptıklarımız ve sonuçlar, özeleştiri:
. Erki eline geçiren unutkan...
. Sistem-mağdur kutuplaşmasından, mağdur-mağdura kutuplaşmaya geçtik
. Erdoğan yandaşlığı ve karşıtlığı kutuplaşması, Türk-Kürt kimlik kutuplaşması, muhafazakâr-seküler hayat tarzı kutuplaşması
. Katılımcı demokrasiye geçmek yerine tek adamcılık, tek tipli toplumu daha da tekleştirmek çare mi?
Ortaklaşa olması gerekirken herkes kendi sorunlarını gidermek için çalışmalar yaptı. 1938'de Dersim'de katliam yaşanırken kimse sesini çıkarmıyordu, emekli askerler hatıralarında "hayatımın o bölümünü anlatmak istemiyorum" diyordu. Kürt meselesinde 3. sınıf ilan edilen Kürtler 1984''e kadar silahı ellerine almıyordu, dertleri kimsenin umurunda değildi. Sünnilerin kur'an kursları yasaklanır, dini kitaplar yasaklı ilan edilir, din hayattan kovalanırdı. Başörtülü yarışmacıya ödül vermesi gereken albay ödül vermez, dışarıda başörtülü içeride başı açık terfi ettirilmez ve bu mahkemelerde normal olarak izah edilmeye çalışılır, dindarlar fişlenirdi, sol sisteme itiraz ettiği için "devlet düşmanı" ilan edilip üzerine milliyetçi muhafazakarlar salınırdı. Gayri müslim azınlıklar ise korkuyla yaşamayı olağan karşılamış haldeydi, çoğu kovalanmış kalanları da potansiyel vatan haini muamelesi görmekteydi. Her kesim de zulüm, dışlama sadece kendisine yapılmış sanırdı. Dindarlar kendileri dışında herkesin bu ülkenin kaymağını yiyen ayrıcalıklı vatandaş olduğunu düşünüyor, İslami kesim yavaş yavaş milliyetçilikten dolayısıyla devletçilikten kurtulmaya başladı ancak bu kez sarıldığı İslamcılık akımı onu “Müslüman milliyetçisi” yaptı. Aleviler Dersim katliamına rağmen sistem partilerine kenetlenmek ve bilinçaltındaki korkularını başka bir güce yaslanarak yenmeye çalışıyorlardı. Artan parti, dernek çalışmaları medya gücüyle de olsa siyaset meydanlarında konuşmayı başlatıyordu. Yeterli ölçüde olmasa da herkes bu meydanlarda karşıdaki kabul etmese de sesini duyurabiliyordu. Sivil toplum asker, derin devlet ne kadar istemese ve darbelerle durdurmaya çalışsa da sesini yükseltmeye başlıyordu. 1990 lar civarında kurulan insan hakları örgütleri farklı kesimlerin sadece kendi derdine değil, başkasının derdini işitmekle kalmayıp sahip çıkmasını sağlıyordu. Gelinen noktada bilhassa son 4-5 yıldır izlenen hükümet politikaları kontra olarak araya giren çözüm süreci bunu azaltsa da sivil toplumu da etkileyerek toplumsal kutuplaşmayı artırmaya başladı. Mağdurların kutuplaşması kazanımların kaybından başka birşey olmadı. Bu arada işçi hakları, kadın hakları, mülteci hakları , çocuk hakları konusunda olumsuz ve aşırı bir ivmeyle ihlallerin arttığını gördük. Haklar konusunda yaşanan kutuplaşmadan etkileniyorlardı. Gelişen, devinen, değişen toplumun demokratikleşmesi gerekirken dar kalıplara hapsedilmeye çalışılması toplumsal patlamalara zemin hazırlıyordu. Güç tek elde toplanıyor, hak ihlali ise çoğalıyordu
"Aptallığın En Büyük Kanıtı, Aynı Şeyi Defalarca Yapıp Farklı Bir Sonuç Almayı Ummaktır." (Albert Einstein)
Kürt meselesi
Din, devlet , laiklik ilişkileri
. İki farklı kesim ve bitmeyen laiklik tartışması
. Laiklik ve yaşam biçimi, tarafların istismarı, empati yapmaması
Müslüman dünyanın IŞİD vb. s orunlarının nedeni ve önlemleri
Çıkmaz sokağı nasıl aşarız?
. Topluma güvenme ve taleplerini ciddiye almayla olur
İnsan hakları ihlallerine karşı ne yapabiliriz?
Dikkat çeken insan hakları sorunlarındaki sonuç alıcı duruşları nasıl sergileyebiliriz?
Kötü gidişatı engellemezsek neler olabilir?
Önlenemeyecek kötü gelişmelere karşı yapılması gereken en iyiler neler?
Ortak paydalarda nasıl buluşuruz?

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)