MAZLUMDER çalışmalar

IRAK İZLENİMLERİM 2

Irak’ta yaşam çok zor. Bağdat’ta bazen 15-16 saati bulan elektrik kesintileri oluyormuş. Akşam elektriklerin birçok kez kesildiğine şahit oluyoruz. Herkesde jeneratör var. Başkent Bağdat tam bir perişanlığı yansıtıy

17 Aralık 2013 Saat: 15:25
IRAK İZLENİMLERİM 2
IRAK İZLENİMLERİM 2

 




TOPLUMSAL    ÖĞRENİLMİŞ  ÇARESİZLİK 

Irak’ta  yaşam  çok zor. Bağdat’ta  bazen 15-16  saati bulan  elektrik  kesintileri  oluyormuş. Akşam  elektriklerin  birçok kez  kesildiğine  şahit  oluyoruz. Herkesde  jeneratör  var. Başkent  Bağdat  tam  bir  perişanlığı  yansıtıyor. Caddelerden geçerken bir  çok yerin  kullanılamaz  durumda olduğunu  görüyoruz. Sorunca   bazılarının  bombalandığından  dolayı  kullanılamaz durumda  olduğunu  anlıyoruz. Bazı  caddeler  ise  hepten  karanlık  ve  terkedilmişlik  görüntüsü içinde. Sorunca  buralarda  yoğun  çatışma  yaşandığını  ve  artık  kullanılamaz  durumda  olduğunu belirtiyorlar. Caddelerde  yeni ve  çok katlı yapı  göremedik. Hepsi  son  derece  pejmürde halde. Adeta  ancak  temel  ihtiyaçları gidermekle  yetinilinen bir  hayat  var. İşçi  memurlar oldukça   düşük  ücretler  alıyor. Üretim denen  bir şeyin olmadığını  anlıyorsunuz. Bağdat  sokaklarında trafik  düzeni ise  tam bir  azap.Trafik  ışıkları  ya  yok,  yada  olsa  bile  çalışmıyor. Araçların  çoğu  çarpılmış  ve  eski  model Trafik  tam  bir  keşmekeşlik  içinde  ve  kuralsızlık  hakim. Herkes  buna  alışmış. Kimse  birbiri  ile  tartışmıyor. Adeta  toplumsal bir  öğrenilmiş  çaresizlik  var.

 

Ertesi  gün  bir kadın  derneğine  gidiyoruz. Diktatör Saddam  döneminde olamayan sivil toplum kuruluşu  yapılanması  işgalden  sonra  başlamış. İyi ki başlamış. Büyük karışıklılar olsa da  Saddam sonrası demokrasinin  gelişini  tüm  kesimler olumlu  buluyor. Bu  sayede  faydalı  dernekler  kurulmuş  ve  perişan  olan  topluma  el  uzatılmış. 2003 de kurulan  kadın derneğinde  işgalden  sonra perişan  olmuş kadınlara  yardım eli uzatılmış. Dullara yardım, okuma  yazma  öğretimi (işgalden  sonra kızların  çoğu   okula  gönderilmediği  için) ,sağlık, anne eğitimi,  vb konularda  kurslar  açmışlar,  bekar  gençleri  evlendirmişler. Toplantıda bulunan  komisyon başkanı kadınlar ayakta  durmak isteyen, aktif  bir  kadın  katılımı  sağlamak  isteyen  ve tüm  Irak  kadınları  için  umut  vaad  eden  hanımlar. Kadınların  durumunun  çok  zor  olduğunu  anlatıyorlar. Boşanma  oranlarında  büyük  artış varmış.Fakirlik,  iç  karışıklığın  getirdiği  zorluklar  %54  artışı   bulan  boşanma  oranları  oluşturmuş. Amerikalı  askerlerin  tecavüz  ettiği  birçok  kadın  babası  tarafından  öldürülmüş. Fakirlik  kimsesizlik  yüzünden fuhşa  düşen kadınlardan  bazıları  geçenlerde  yüzlerini  kapatarak  bir  tv  kanalına  çıkarak  “yaşlı  babamın  ve  yetim  kalmış  çocuklarımın  ölmemesi  için  bu  yola  başvurdum”  demişler. Dul kalan  milyonlarca  kimsesiz  kadına  el  uzatmak  çok  büyük  bir  ihtiyaç. Onlara  iş  öğretmek  düştükleri çöküntüden  kurtarmak  için  el  uzatmak  büyük bir insani vecibe.Psikiatrik  hastalıklarda  büyük  artış  olduğu  kaydediliyor.Uyuşturucu  kullanımında da  maalesef  artış  varmış.

 

DÜĞÜN GECESİ GELEN FELAKET: “DUR OĞLUM, YOKSA BANA İŞKENCE YAPARLAR”

Faize  hanım  isimli  dernek komisyon  başkanlarından  yaşlı bir  hanım  anlatıyor. “İşgal sonrası  kendimizi  zor  bela  toparlayıp  büyük  oğlumu  evlendirdim. Mahallemdeki Şii, Sünni,  Hristiyan  vb  her  kesimden  insan  düğünümüze  geldi.Çok  mutluydum. Nereden  bilebilirdimki o  gün  en  mutsuz  günüm  olacak. Oğlumu  ve  gelinimi  balayına  gönderdik ve  sonra  uyuduk.Gece  yarısı  uyandığımda evimizin  üstünde  Amerikan  helikopteri  ışıklarını  üstümüze  yöneltmiş ve  askerler  evimizin  etrafını  kuşatmıştı. Evde  arama  yapacaklarını  oğlumun  terörist olduğunu, nereye  gittiğini    ve  konuşmamız gerektiğini söylüyorlardı. Her  tarafı  darmadağın  ederek  bağırıyorlardı. Neye uğradığımızı  şaşırmıştık.Yaşlı  beyimi  diğer  odaya alarak  elektrikli işkenceye  tabi  tuttular. Eşimin  çığlıkları, inlemeleri  geliyordu.Yanımdaki  küçük oğlum  bunun  üzerine  feryat  ediyor ve yerinde  duramıyordu. Ben ona  ne olur  dur  oğlum  daha  kötüsünü  yaparlar, baban  yerine bana işkence  ederler”  diyerek  onu  durdurmaya  çalışıyordum. Eşimi  ve  oğlumu  alıp  götürdüler. 4  gün sonra  askerler “oğlun  ve eşin  suçsuzmuş”  dediler.Ama  1  sene 7  ay  cezaevinde kaldı  onlar. Bir  kere  cezaevine  düşmeye  gör. Ne arayan    ne  hesap  veren  oluyor. Cezaevine  giderek  onları ziyaret  ederken  ne  kadar  zorluk  çektiğimi  anlatamam. Uzak  bir yerde  olan  cezaevine  ancak 40  günde  bir ziyarete  izin  veriliyordu. Sonunda hiçbir açıklama getirmeden  onları  serbest  bıraktılar.100.000 den  fazla  tutuklu  var  ve  hükümet  genel  af  çıkaracağını söylediği  halde  halen bir  şey  yok.”. Yaşlı hanımı dinlerken  gözlerimiz  doluyor. İslam  aleminin  hali  ne  acı, ne kadar  çok  gayret  sarfedilmesi  gerekiyor...Bunları  düşünüyor  ve  buralara gelip  sorunları dinlemenin  önemini anlıyoruz.

 

Eğitimden  sorumlu  Esma  hanım  ise 2007  yılında merkezlerinin  bombalandığını  2008 mart  ayında  yine  açtıklarını  belirtti. Ev kiraları  yüksek  olduğu  için   çocukların  anne  baba  evine  taşındığını,  emniyet  açısından  akrabaların  aynı  sokakta  yaşamaya  çalıştıklarını mahalleler  arasındaki  dini  ve  etnik  bölünmelerin  keskinleştiğini  anlattı.

 

Ertesi gün,  önceki  gün  görüşemediğimiz   insan hakları  komisyonu  üyesi milletvekili    Seza  Manzuri El-Abusi  ile parti  merkezinde  görüşüyoruz. El-Abusi  Sünni  Irak  İslam  partisi  üyesi.126 bin tutuklunun  olduğunu  bunların 16  bininin  Amerikan cezaevlerinde  olduğunu anlatıyor.  Sünnilerin  çok  mağdur  olduğunu,   tutukluların %80’inin    Sünni  olduğunu,  göç  edenlerin  % 90’ının    Sünni  olduğunu  belirtiyor.(Bu  iddiaları bağımsız kaynaklardan  doğrulatma  şansımız  olmuyor). BM’nin  ıraktaki  insan  hakları  ihlalleri  ile  ilgili raporunu hükümetin reddetmeye  çalıştığını  ama  raporun  doğru  olduğunu  söylüyor. BM'nin Irak raporu, intihar eylemleri ve şiddet olaylarının sayısında düşüş gözlenmesine rağmen, daha az görülen ama eşit oranda ciddiyet taşıyan insan hakları ihlallerinin devam etmekte olduğuna dikkat çekiyor.  İnsan  hakları  komisyonu  10  Şii,  3  Kürt, 2  Sünni   üyeden oluşuyormuş  ve  ayrımcılığın  burada da olduğunu  belirtiyor. Türkiye’deki  gelişmeler  hakkında  bizden  bilgi istiyor, anlatıyoruz. İnsan hakları  kavramını  yeni  tanıdıklarını  MAZLUMDER’in  bu  konuda  kendilerine  eğitim  programları düzenlemesini  istiyor.

 El Mürteka  kurumunda  ise  çocuklara,  gençlere, yaşlılara,  göç  mağdurlarına    yönelik etkin  çalışmalar  anlatıldı. Artık  eğitim  çalışmalarına,  hazırladıkları  projelere  destek  bekliyorlar. “2003’den  sonra  3-4  yıl şok  zamanıydı  ve  acil  yardımlar  gerekliydi  ve  iyi  oldu. Ama  2006’dan  sonra  artık  eğitim  ve  geliştirme  çalışmaları  olması  lazımdı ve  buna  ağırlık  verdik. Yoksa  insanlar  hazıra  alışır”  diyorlardı  ve  haklıydılar. Şimdi  Irak’ta  eğitim,  sağlık, meslek  edindirme  kursları  vb.  gibi  yetiştirme  faaliyetlerine  ağırlık  verilmelidir. Önemli bir  başka  kuruluş  olan  En-Nehreyn  eğitim  kurumu  ise  iyi  ahlakı  öğütleyen  çalışmalara  ağırlık  veren  etkin  kuruluşlardan  biri.

 

Irak’ta  başka  yardım  kuruluşları da var. Avrupa’dan  gelen  kuruluşların  din  propagandası  yaptığından  ve  sahipsiz  bırakılmamaları  gerektiğinden  bahsediyorlar. Başka  islami  kuruluşlar da  var. İngiltere’den  Muslim  Hands bunlardan  biriydi. Göz  doldurucu  etkin  çalışmalar  yapan  bir  kuruluş. Dul,yetim  bakımı  geliştirme  ve  yardım  aktivasyonları  için  büyük  destek  vermiş  bir  kuruluş.Yarınların  yıldızı  genç  kızlar,  hayat  kaynakları  gibi  yeni  kuruluşlar  kısa  zamanda  büyük  hizmetler  yapmışlar. Hizmet  etmek  isteyen   için  çok  önemli  bir  potansiyel  var. Zira  büyük  bir  mağdur  kitlesi  var. Hasta  olup  tedavi  bekleyen  pek  çok  çocuk  olduğunu  ve  özel  okul  açmak  için  yardım  edilmesinin  elzem olduğunu  hep   belirtiyorlar.

ÇATIŞMALAR  ALTINDA  YARDIM  FAALİYETLERİ!..

Yardım  kuruluşları  büyük  fedakarlıkla çalışıyor. 2  çocuğu  A.B.D tarafından  öldürülmüş  Kanada  kaynaklı  islami yardım  kuruluşu  Kanada  Hayat  derneği sorumlusu  yaşlı  amca

 “ bulunduğumuz  sokakta  çatışmalar  oluyor  ve  cesetler  günlerce  yerden kaldırılamıyordu, tehditler  alıyorduk   ama   o  şartlarda  bile  yılmadık  dernek  faaliyetlerine  devam  ettik ve  sonunda  çok başarılı işler  yaptık”  diyordu.

 

Ertesi  gün Bayram.Bayram  Namazını  Abdülkadir  Geylani  camisinde  kılıyoruz. Rehberlerimiz,  o  camiye gitmeye  çekiniyor. Ama  yine de  gidiyoruz. Silahlı  gönüllülerin  sıkı  bir  aramasından  geçerek    camiye  girebiliyoruz  ancak.Toplu  bulunulan yerler  Irak’ta  canlı  bomba  saldırısı tehdidi altında.  Füze  saldırısı  ile  yıkılmış  cami  minaresi  hala  tahrip  edilmiş bir  durumda. Buraya  yapılan  saldırıya  Sünnilerin  Şii  Kazimiye  camisine  saldırarak  karşılık  verdiği  söyleniyor. Toplu  bulunulan  cami vb.  merkezler  çok  sıkı  bir  şekilde  korunuyor. İmamı  Azam  camisini  ziyaret  ediyoruz. Burası da  son  derece  stresli  bir  yer. Kapıda  sivil, silahlı bir  çok   görevli  var.

 

CAMİ ÖNLERİNDEKİ MANİALAR CANLI BOMBALARA  KARŞI…

Kurban  dağıtımı  ise  belirlenen  saatte  özenle  yapılıyor. Titizlikle  işini  yapıyor görevliler. Dağıtım  yaparken  utanan  ve  yüzünü  kapatarak  etlerini  almak  için  sıraya  giren  kadın  ve  çocuk  görüntüleri  yüreğimizi  burkuyor. Çok  daha  fazla  yardım  yapılması  gerektiğini  düşünüyoruz. Irak’ta  camilere  çok  saldırı  yapıldığı  için  camilerin önünde büyük  manialar oluşturulmuş. Hurma  ağaçları cami  önlerindeki   yollara  devrilerek  olası  intihar  saldırıları  önlenmeye çalışılmış.

“1  ZALİM  GİTTİ  1000  ZALİM GELDİ  IRAK’A” 

Bağdat’tan  Kerkük’e  doğru  yola  çıkıyoruz. Bizi  Kerkük’ten  gelerek  alan  Türkmen  Adalet  partisi  yetkilisi  ile yolda Irak’ın  son durumunu  konuşuyoruz. Cevdet  bey  “1  zalim  gitti  1000  zalim geldi  Irak’a”  diyor.”Gruplar şikayetçi,  ama  herkes  birbirine  karşı  haksızlık  yapıyor  bunu  açıkça söyliyeyim” diyor. Grupların  birbirine  düşmesinin bir  Amerikan  taktiği  olduğunu,  Amerika’nın  “bakın işte  ben  olmasam  birbirinizi  yersiniz”  demeye  çalıştığını  anlatıyor. Amerika  buraya  petrol  ve  İsrail’in  güvenliği  için  geldi  bunu  biliyoruz  diyor. Son  1  yılda  asayişin biraz  daha  iyi  olduğunu hükümetin  genel  durumu  iyileştirici  ataklar  yaptığını  belirtiyor. 1  yıl  önce  buradan  gündüz  bile geçemezdiniz  diyor. Yolda  El kaide’nin  eski  lideri  Zarkavi’nin  öldürüldüğü    yeri  gösteriyor. Ev  füze  ile  tahrip  edilmiş  ve  o  halde  bırakılmış  durumda. Bağdat  Kerkük yolunun  son  1  yıldır  ancak biraz  emniyetli  olduğunu,  öncesinde çok  kötü  olduğunu  anlatıyor.Yol  boyunca  yakılmış  ve  enkazı  duran,  Amerikalılara  malzeme  taşıdıkları  için  vurulmuş  tırlar  görüyoruz. Ana yolda  çoğu  tamir  edilmiş  yol  kenarında patlatılmış  mayınların açtığı  çukurlar  var. Çoğu asfaltla  kapatılmış. El-Kaide’nin saldırarak  tamamen  tahrip  ettiği askeri üslerin    güçlü  ve  hakim   bir  durumda  denetim  yaptığını  gözlemliyoruz. El-Kaide’nin  yıktığı  köprülerin  çoğu  onarılmış  genel  bir  güvenliğin  nisben   sağlandığını  gözlemliyoruz. Irak’ta  tüm gruplar  yeni  durumdan  azami  bir  şekilde  karlı  çıkmaya  çalışıyor. El-Kaide  ise  tüm  grupları  direnişi  bıraktıkları  ve  Amerika  ile  işbirliği  yaptıkları  gerekçesi  ile  tekfir  ediyor  ve  hepsine  karşı savaş  açmış. Ama  son  1 yılda  El-Kaide’nin genel  bir  güç  kaybına uğradığı  ve Musul,   Diale gibi  bazı  seyrek  bölgelerde  tutunmaya  çalıştığını  söylüyorlar.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız