Irak’ta yaşam çok zor. Bağdat’ta bazen 15-16 saati bulan elektrik kesintileri oluyormuş. Akşam elektriklerin birçok kez kesildiğine şahit oluyoruz. Herkesde jeneratör var. Başkent Bağdat tam bir perişanlığı yansıtıy





TOPLUMSAL ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Irak’ta yaşam çok zor. Bağdat’ta bazen 15-16 saati bulan elektrik kesintileri oluyormuş. Akşam elektriklerin birçok kez kesildiğine şahit oluyoruz. Herkesde jeneratör var. Başkent Bağdat tam bir perişanlığı yansıtıyor. Caddelerden geçerken bir çok yerin kullanılamaz durumda olduğunu görüyoruz. Sorunca bazılarının bombalandığından dolayı kullanılamaz durumda olduğunu anlıyoruz. Bazı caddeler ise hepten karanlık ve terkedilmişlik görüntüsü içinde. Sorunca buralarda yoğun çatışma yaşandığını ve artık kullanılamaz durumda olduğunu belirtiyorlar. Caddelerde yeni ve çok katlı yapı göremedik. Hepsi son derece pejmürde halde. Adeta ancak temel ihtiyaçları gidermekle yetinilinen bir hayat var. İşçi memurlar oldukça düşük ücretler alıyor. Üretim denen bir şeyin olmadığını anlıyorsunuz. Bağdat sokaklarında trafik düzeni ise tam bir azap.Trafik ışıkları ya yok, yada olsa bile çalışmıyor. Araçların çoğu çarpılmış ve eski model Trafik tam bir keşmekeşlik içinde ve kuralsızlık hakim. Herkes buna alışmış. Kimse birbiri ile tartışmıyor. Adeta toplumsal bir öğrenilmiş çaresizlik var.
Ertesi gün bir kadın derneğine gidiyoruz. Diktatör Saddam döneminde olamayan sivil toplum kuruluşu yapılanması işgalden sonra başlamış. İyi ki başlamış. Büyük karışıklılar olsa da Saddam sonrası demokrasinin gelişini tüm kesimler olumlu buluyor. Bu sayede faydalı dernekler kurulmuş ve perişan olan topluma el uzatılmış. 2003 de kurulan kadın derneğinde işgalden sonra perişan olmuş kadınlara yardım eli uzatılmış. Dullara yardım, okuma yazma öğretimi (işgalden sonra kızların çoğu okula gönderilmediği için) ,sağlık, anne eğitimi, vb konularda kurslar açmışlar, bekar gençleri evlendirmişler. Toplantıda bulunan komisyon başkanı kadınlar ayakta durmak isteyen, aktif bir kadın katılımı sağlamak isteyen ve tüm Irak kadınları için umut vaad eden hanımlar. Kadınların durumunun çok zor olduğunu anlatıyorlar. Boşanma oranlarında büyük artış varmış.Fakirlik, iç karışıklığın getirdiği zorluklar %54 artışı bulan boşanma oranları oluşturmuş. Amerikalı askerlerin tecavüz ettiği birçok kadın babası tarafından öldürülmüş. Fakirlik kimsesizlik yüzünden fuhşa düşen kadınlardan bazıları geçenlerde yüzlerini kapatarak bir tv kanalına çıkarak “yaşlı babamın ve yetim kalmış çocuklarımın ölmemesi için bu yola başvurdum” demişler. Dul kalan milyonlarca kimsesiz kadına el uzatmak çok büyük bir ihtiyaç. Onlara iş öğretmek düştükleri çöküntüden kurtarmak için el uzatmak büyük bir insani vecibe.Psikiatrik hastalıklarda büyük artış olduğu kaydediliyor.Uyuşturucu kullanımında da maalesef artış varmış.
DÜĞÜN GECESİ GELEN FELAKET: “DUR OĞLUM, YOKSA BANA İŞKENCE YAPARLAR”
Faize hanım isimli dernek komisyon başkanlarından yaşlı bir hanım anlatıyor. “İşgal sonrası kendimizi zor bela toparlayıp büyük oğlumu evlendirdim. Mahallemdeki Şii, Sünni, Hristiyan vb her kesimden insan düğünümüze geldi.Çok mutluydum. Nereden bilebilirdimki o gün en mutsuz günüm olacak. Oğlumu ve gelinimi balayına gönderdik ve sonra uyuduk.Gece yarısı uyandığımda evimizin üstünde Amerikan helikopteri ışıklarını üstümüze yöneltmiş ve askerler evimizin etrafını kuşatmıştı. Evde arama yapacaklarını oğlumun terörist olduğunu, nereye gittiğini ve konuşmamız gerektiğini söylüyorlardı. Her tarafı darmadağın ederek bağırıyorlardı. Neye uğradığımızı şaşırmıştık.Yaşlı beyimi diğer odaya alarak elektrikli işkenceye tabi tuttular. Eşimin çığlıkları, inlemeleri geliyordu.Yanımdaki küçük oğlum bunun üzerine feryat ediyor ve yerinde duramıyordu. Ben ona ne olur dur oğlum daha kötüsünü yaparlar, baban yerine bana işkence ederler” diyerek onu durdurmaya çalışıyordum. Eşimi ve oğlumu alıp götürdüler. 4 gün sonra askerler “oğlun ve eşin suçsuzmuş” dediler.Ama 1 sene 7 ay cezaevinde kaldı onlar. Bir kere cezaevine düşmeye gör. Ne arayan ne hesap veren oluyor. Cezaevine giderek onları ziyaret ederken ne kadar zorluk çektiğimi anlatamam. Uzak bir yerde olan cezaevine ancak 40 günde bir ziyarete izin veriliyordu. Sonunda hiçbir açıklama getirmeden onları serbest bıraktılar.100.000 den fazla tutuklu var ve hükümet genel af çıkaracağını söylediği halde halen bir şey yok.”. Yaşlı hanımı dinlerken gözlerimiz doluyor. İslam aleminin hali ne acı, ne kadar çok gayret sarfedilmesi gerekiyor...Bunları düşünüyor ve buralara gelip sorunları dinlemenin önemini anlıyoruz.
Eğitimden sorumlu Esma hanım ise 2007 yılında merkezlerinin bombalandığını 2008 mart ayında yine açtıklarını belirtti. Ev kiraları yüksek olduğu için çocukların anne baba evine taşındığını, emniyet açısından akrabaların aynı sokakta yaşamaya çalıştıklarını mahalleler arasındaki dini ve etnik bölünmelerin keskinleştiğini anlattı.
Ertesi gün, önceki gün görüşemediğimiz insan hakları komisyonu üyesi milletvekili Seza Manzuri El-Abusi ile parti merkezinde görüşüyoruz. El-Abusi Sünni Irak İslam partisi üyesi.126 bin tutuklunun olduğunu bunların 16 bininin Amerikan cezaevlerinde olduğunu anlatıyor. Sünnilerin çok mağdur olduğunu, tutukluların %80’inin Sünni olduğunu, göç edenlerin % 90’ının Sünni olduğunu belirtiyor.(Bu iddiaları bağımsız kaynaklardan doğrulatma şansımız olmuyor). BM’nin ıraktaki insan hakları ihlalleri ile ilgili raporunu hükümetin reddetmeye çalıştığını ama raporun doğru olduğunu söylüyor. BM'nin Irak raporu, intihar eylemleri ve şiddet olaylarının sayısında düşüş gözlenmesine rağmen, daha az görülen ama eşit oranda ciddiyet taşıyan insan hakları ihlallerinin devam etmekte olduğuna dikkat çekiyor. İnsan hakları komisyonu 10 Şii, 3 Kürt, 2 Sünni üyeden oluşuyormuş ve ayrımcılığın burada da olduğunu belirtiyor. Türkiye’deki gelişmeler hakkında bizden bilgi istiyor, anlatıyoruz. İnsan hakları kavramını yeni tanıdıklarını MAZLUMDER’in bu konuda kendilerine eğitim programları düzenlemesini istiyor.
El Mürteka kurumunda ise çocuklara, gençlere, yaşlılara, göç mağdurlarına yönelik etkin çalışmalar anlatıldı. Artık eğitim çalışmalarına, hazırladıkları projelere destek bekliyorlar. “2003’den sonra 3-4 yıl şok zamanıydı ve acil yardımlar gerekliydi ve iyi oldu. Ama 2006’dan sonra artık eğitim ve geliştirme çalışmaları olması lazımdı ve buna ağırlık verdik. Yoksa insanlar hazıra alışır” diyorlardı ve haklıydılar. Şimdi Irak’ta eğitim, sağlık, meslek edindirme kursları vb. gibi yetiştirme faaliyetlerine ağırlık verilmelidir. Önemli bir başka kuruluş olan En-Nehreyn eğitim kurumu ise iyi ahlakı öğütleyen çalışmalara ağırlık veren etkin kuruluşlardan biri.
Irak’ta başka yardım kuruluşları da var. Avrupa’dan gelen kuruluşların din propagandası yaptığından ve sahipsiz bırakılmamaları gerektiğinden bahsediyorlar. Başka islami kuruluşlar da var. İngiltere’den Muslim Hands bunlardan biriydi. Göz doldurucu etkin çalışmalar yapan bir kuruluş. Dul,yetim bakımı geliştirme ve yardım aktivasyonları için büyük destek vermiş bir kuruluş.Yarınların yıldızı genç kızlar, hayat kaynakları gibi yeni kuruluşlar kısa zamanda büyük hizmetler yapmışlar. Hizmet etmek isteyen için çok önemli bir potansiyel var. Zira büyük bir mağdur kitlesi var. Hasta olup tedavi bekleyen pek çok çocuk olduğunu ve özel okul açmak için yardım edilmesinin elzem olduğunu hep belirtiyorlar.
ÇATIŞMALAR ALTINDA YARDIM FAALİYETLERİ!..
Yardım kuruluşları büyük fedakarlıkla çalışıyor. 2 çocuğu A.B.D tarafından öldürülmüş Kanada kaynaklı islami yardım kuruluşu Kanada Hayat derneği sorumlusu yaşlı amca
“ bulunduğumuz sokakta çatışmalar oluyor ve cesetler günlerce yerden kaldırılamıyordu, tehditler alıyorduk ama o şartlarda bile yılmadık dernek faaliyetlerine devam ettik ve sonunda çok başarılı işler yaptık” diyordu.
Ertesi gün Bayram.Bayram Namazını Abdülkadir Geylani camisinde kılıyoruz. Rehberlerimiz, o camiye gitmeye çekiniyor. Ama yine de gidiyoruz. Silahlı gönüllülerin sıkı bir aramasından geçerek camiye girebiliyoruz ancak.Toplu bulunulan yerler Irak’ta canlı bomba saldırısı tehdidi altında. Füze saldırısı ile yıkılmış cami minaresi hala tahrip edilmiş bir durumda. Buraya yapılan saldırıya Sünnilerin Şii Kazimiye camisine saldırarak karşılık verdiği söyleniyor. Toplu bulunulan cami vb. merkezler çok sıkı bir şekilde korunuyor. İmamı Azam camisini ziyaret ediyoruz. Burası da son derece stresli bir yer. Kapıda sivil, silahlı bir çok görevli var.
CAMİ ÖNLERİNDEKİ MANİALAR CANLI BOMBALARA KARŞI…
Kurban dağıtımı ise belirlenen saatte özenle yapılıyor. Titizlikle işini yapıyor görevliler. Dağıtım yaparken utanan ve yüzünü kapatarak etlerini almak için sıraya giren kadın ve çocuk görüntüleri yüreğimizi burkuyor. Çok daha fazla yardım yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Irak’ta camilere çok saldırı yapıldığı için camilerin önünde büyük manialar oluşturulmuş. Hurma ağaçları cami önlerindeki yollara devrilerek olası intihar saldırıları önlenmeye çalışılmış.
“1 ZALİM GİTTİ 1000 ZALİM GELDİ IRAK’A”
Bağdat’tan Kerkük’e doğru yola çıkıyoruz. Bizi Kerkük’ten gelerek alan Türkmen Adalet partisi yetkilisi ile yolda Irak’ın son durumunu konuşuyoruz. Cevdet bey “1 zalim gitti 1000 zalim geldi Irak’a” diyor.”Gruplar şikayetçi, ama herkes birbirine karşı haksızlık yapıyor bunu açıkça söyliyeyim” diyor. Grupların birbirine düşmesinin bir Amerikan taktiği olduğunu, Amerika’nın “bakın işte ben olmasam birbirinizi yersiniz” demeye çalıştığını anlatıyor. Amerika buraya petrol ve İsrail’in güvenliği için geldi bunu biliyoruz diyor. Son 1 yılda asayişin biraz daha iyi olduğunu hükümetin genel durumu iyileştirici ataklar yaptığını belirtiyor. 1 yıl önce buradan gündüz bile geçemezdiniz diyor. Yolda El kaide’nin eski lideri Zarkavi’nin öldürüldüğü yeri gösteriyor. Ev füze ile tahrip edilmiş ve o halde bırakılmış durumda. Bağdat Kerkük yolunun son 1 yıldır ancak biraz emniyetli olduğunu, öncesinde çok kötü olduğunu anlatıyor.Yol boyunca yakılmış ve enkazı duran, Amerikalılara malzeme taşıdıkları için vurulmuş tırlar görüyoruz. Ana yolda çoğu tamir edilmiş yol kenarında patlatılmış mayınların açtığı çukurlar var. Çoğu asfaltla kapatılmış. El-Kaide’nin saldırarak tamamen tahrip ettiği askeri üslerin güçlü ve hakim bir durumda denetim yaptığını gözlemliyoruz. El-Kaide’nin yıktığı köprülerin çoğu onarılmış genel bir güvenliğin nisben sağlandığını gözlemliyoruz. Irak’ta tüm gruplar yeni durumdan azami bir şekilde karlı çıkmaya çalışıyor. El-Kaide ise tüm grupları direnişi bıraktıkları ve Amerika ile işbirliği yaptıkları gerekçesi ile tekfir ediyor ve hepsine karşı savaş açmış. Ama son 1 yılda El-Kaide’nin genel bir güç kaybına uğradığı ve Musul, Diale gibi bazı seyrek bölgelerde tutunmaya çalıştığını söylüyorlar.