Köşe Yazıları

“İslam’ın hastalığı” mı, Müslümanların hastalığı mı

27.03.2012 İdeolojiye gerek yok her bilim mensubu da yanlış yapabilir. Doktorların hatası tıp bilimine nasıl ki mal edilemiyorsa Müslümanların yanlışı da islam’a mal edilemez.

28 Ocak 2014 Saat: 05:10

“İslam’ın hastalığı” mı, Müslümanların hastalığı mı

 

Ezgi Başaran 27 Mart 2012 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan dünkü makalesinde Müslümanlar arasında hak talebi konusuna yaklaşımdaki çifte standardı eleştirmiş. Bu eleştirisinden dolayı  aforoz edilebileceğini de  düşünmüş. 20. yüzyılda  tarihin çöplüğüne atılmak istenen,  afyon muamelesine tabi  tutulmaya çalışılan din, İslam günümüzde  herkesin gündemindedir kaçınılmaz olarak. İslam tarihinin    yüzlerce yıllık birikimi ve kitabın okunduğu topraklarda İslam’a yabancı kalanları aydınlatmak, polemik konusu yapmadan yanlışları telafi etmek boynumuzun borcudur.

 

Müslümanların hak ile ilgili bazı konularda çifte standartlı olması maalesef doğrudur. Fakat bunu İslam’a mal etmek yanlış bir tutumdur, bir hastalığın teşhisini yanlış bir isim koyarak  bulmak gibidir.

 

Farklı etnisitede ,dinde olanlara karşı yapılan haksızlıklarda   görmezlikten, duymazlıktan gelme ve fakat kendisiyle ilgili, hak ihlali olduğunda feryat eden bir anlayış maalesef İslami kesimlerde yaygın bir hastalık. Ancak bu ve benzeri hastalıkların nasıl tedavi edildiği de hem Kur’an’da hem de hak eksenli tarihi olaylarda izah edilir. Kur’an ‘da Allahü teala en başta Resul’i Ekrem efendimizi bazı konularda uyarır. Zengin ve güçlü Mekke müşriklerine büyük bir tebliğci özlemi ile konuşan peygamberi ibn’i Ümmi Mektum isimli ama bir adam sopası ile arkasından rahatsız eder. Yüzü buruşan ve “bu da nereden çıktı” şimdi tavrına giren peygamberin yönelişinin hatalı olduğunu Allah ayeti ile bildirir. (Abese suresi)  Peygamber bile zelle denen küçük hataları yapabilir ama Kur’an mihengine vurunca bunu düzeltir. “En iyiniz olmadığım halde başınıza getirildim” der ilk Halife  Hz. EbuBekir. “Yanlış yaparsam beni neyle düzeltirsiniz” sorusunu soran Hz. Ömer'e  yönettikleri “seni kılıcımızla düzeltiriz” cevabını verirler, bu cevaba Hz. Ömer’in cevabı böyle bir adalet eksenli topluluğu yönettiği için hamd ettiği yönündedir.

 

Hz. EbuBekir  kızı  Ayşe’ye ifk hadisesinde  yapılan zina iftirası olayına  çok üzülmüştü. Bu iftirayı yapan da  fakirliği  nedeniyle  zekatını verdiği bir kişi idi. Bu iftiraya öfkelenip maddi  yardımını kesmek istediğini söyleyince Ayşe’nin aynı zamanda eşi de olan Hz. Peygamber “Kur’an bunu  nehyeder, bir güzelliğin karşı tarafın haksızlığı yüzünden iptal edilmesini yasaklar” der.

 

Allah  adaleti emreder. Çifte standartları, kardeşini, yandaşını, hemşerisini, dindaşını haksız olduğu durumlarda korumayı,  kollamayı yasaklar. Kur’an bunun sayısız örneğini içeren ayeti ile doludur. O halde  “niye  böyle adil bir kitap ve dinden sağcı, konservatif zihniyet sahipleri oluşabiliyor”  diye  sorarsanız  bunun maalesef  sanıldığından da yaygın ve  ciddi  bir  müslüman hastalığı olduğunu  kabul ederim.  Başkalarının  yaptığı çifte standartları  gördükçe müslüman bilinçaltında bu  hastalık büyüyor maalesef. Zira kriter  başkası  olunca hastalığın  büyümemesi, kronikleşmemesi imkansızdır. Bu çifte standartlarda dönüp de  kitabına  bakmaması müslümanın en büyük hatasıdır. Ama “bu dünyada herkes çifte standart  yapıyor biz  enayimiyiz ki en büyük mazlum olan Müslümanları haksız da olsa koruyup kollama geleneğimizi bozalım” şeklinde itirazların gelebileceğini biliyorum. Ancak “kötü örnek, örnek değildir” kuralını burada tekrar hatırlatmadan da geçemiyorum.

 

En son olarak da Ezgi Hanım’a şahsımızdan örnek verelim. MAZLUMDER Kocaeli şube Başkanlığı yaptığım 2005   yıllarıydı. İzmit’teki Protestan kilisesine  bomba  atılmak suretiyle  saldırı yapılmıştı. Başörtüsü konusunda her hafta açıklama yapan bir kişi olarak bu saldırıyı duyar duymaz kim tarafından  yapıldığını araştırma ihtiyacı  hissetmeden bir kınama açıklaması yapmıştım. Bu açıklama üzerine derneğimize teşekküre gelen papaz  Wolfgang Hade  “ben islamı kılıçların dini olarak bilirdim ama siz bizim ibadethanemize yapılan saldırıya  ilk  karşı çıkan oldunuz” diyerek dindarların çoğunlukta olduğu bu dernekten , anlayıştan böylesi adil bir açıklama karşısında çok şaşırdığını ama bir o kadar da mutlu olduğunu beyan etmişti. İslam tarihinde de Hariciler olabildiği gibi adaletli davranışlarıyla  unutulmaz izler  bırakanlar vardır.

 

İdeolojiye gerek yok her bilim mensubu da yanlış yapabilir. Doktorların hatası tıp bilimine nasıl ki mal edilemiyorsa Müslümanların yanlışı da islam’a mal edilemez.

 

Sağcı, muhafazakar kimliğin yıllarca yaptığı çifte standartlar,  İslami anlayışa coğrafi olarak yurt dışında olmasa bile dışarıdan bakan aydınlarımıza yanlış sözler  söyletebiliyor. Bunun  vebalini , sorumluluğunu  tüm Müslümanlar omuzlarında hissetmelidir.

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız