Sivil toplum örgütleri ve aydınlar, temel hakların yargı kararlarıyla ayaklar altına alınmasına karşı harekete geçti.


Sivil toplum örgütleri ve aydınlar, temel hakların yargı kararlarıyla ayaklar altına alınmasına karşı harekete geçti. |
Her kesimden 300'ün üzerinde sivil toplum örgütü ve yüzlerce aydın "demokrasi ve yeni anayasa" için Ortak Akıl Hareketi'nde buluştu. Darbelerin şekillendirdiği hukuk sistemini tartışmaya açan hareket, manifestoyla yola çıktı. Manifestoyu okuyan Ortak Akıl Hareketi'nin genel koordinatörü Ayhan Ogan, "halka siyasi projelerin malzemesi olmaktan başka değer vermeyen, demokrasiye, seçimle oluşan iktidarlara itibar etmeyen seçkinci anlayış"ı "Türkiye'nin en temel sorunu" olarak tarif etti. Manifestoda eşitliğe dikkat çekilirken, milli iradeyi etkisiz kılma çabalarına sert tepki gösterildi: "Kimse millet iradesine ipotek koymaya kalkmasın. Çünkü millet buna izin vermeyecek."
Yeni anayasa çalışmalarında toplumun tüm kesimlerinin katılımını sağlamak amacıyla sivil toplum kuruluşları, aydınlar, akademisyenler, medya mensupları, kanaat önderleri ve siyasilerin yer aldığı "Ortak Akıl Hareketi'' dün medya karşısına çıktı. Topkapı Eresin Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Ortak Akıl Hareketi'nin Genel Koordinatörü Ayhan Ogan, hareketin, "Türkiye'de yaşanan demokrasi ve özgürlük mücadelesine aktif katılım sağlamak, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişletmek, millet iradesini her tür vesayet ve ipotekten arındırmak, toplumdaki her tür inanç, yaşam tarzı ve eğilimleri eşit olarak hukuk güvencesine alacak yeni bir anayasa talebini diri ve canlı tutmak amacıyla kurulduğunu'' bildirdi. Toplantıda, harekete destek veren Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necati Ceylan, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Engin ile Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu da birer konuşma yaptı.
Ortak Akıl Hareketi'nin yayımladığı 'Demokrasi Manifestosu'nun öne çıkan başlıkları şöyle:
Genelkurmay, kendileriyle ilgili açıklanan belgenin komuta katınca onaylanmadığını söyledi. Ancak biz komuta kademesinin onayladığı çok darbe gördük. Sarıkız ve Ayışığı buna örnek. Artık yeter! Darbe planları yapan Özden Örnek ve Şener Eruygur'un elini kolunu sallayarak gezmesi bugünkü durumu açıklıyor. Türkiye'de insan haklarını engellemek için sorun üreten bir mekanizma kurulduysa bunu çözmek zorundayız. Bu halkın içine çok fitne tohumu atıldı. Ancak bu halk derin muhabbet ve kültürüyle bunları aştı.
367 tezinden sonra özgürlük getiren anayasa değişikliğinin iptal edilmesi ve bundan yola çıkılarak siyasi partilerin kapatılmak istenmesi bizi üzmüştür. Bugünkü ortamın kaosa neden olmasından endişe ediyorum. Ülke istikrarının belirli güçlerin kontrolüne geçmesinin hesapları yapılıyor. Millet iradesi de zapturapta alınmak isteniyor. Hatalara karşı Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın denetleme yetkisi bulunuyor. Ancak bu kurumlar hata yaptığında kim denetleyecek? Bu yetki karmaşasına çözüm bulunmasını istiyoruz.
Bugünkü ortamda mevcut anayasanın bile ihlal edildiğini düşünürsek vahim tablo daha iyi anlaşılır. Biz buna karşı çıkıyoruz. Ortak Akıl'ın bundan sonraki yol haritası, ideolojisi ne olursa olsun darbelere karşı olan herkesle bir kar tanesi gibi büyümektir. Bu hareket, darbeye karşı olanlarla darbecileri daha net ortaya çıkaracak. Bugünkü Türkiye dünkü Türkiye değil. Şimdiden 300'ün üzerinde STK'nın katıldığı hareket, kendi ideolojilerini tehlikede görenleri de kucaklayacak. Çünkü biz sadece özgürlükten yanayız.
Türkiye, millet iradesinin hiçe sayıldığı bir gündemi yaşıyor. Birileri demokratikleşmenin önüne geçmek için makas değiştirme gayretleri içinde. Millet iradesi 1924 Anayasası'nda 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' anlayışı ile koruma altına alındı. Ancak darbe anayasaları bunu değiştirdi. Ancak artık milli iradeye sahip çıkma zamanımız geldi. e-muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler anarşinin önünü açıyor. Umuyorum ki kendi çocuklarını düşman görmeyen ve sürgün etmeyen bir ülke oluruz.
Milli iradenin tahkir edildiği, milletin üzerine yeni oyunların kurulduğu, anayasanın yargı bağımsızlığı adı altında ihlal edildiği yargıçlar rejimine doğru sürükleniyoruz. Demokratik rejime yapılan saldırılar yapay gerilimlerin önünü açıyor. İstikrarın zedelendiği, Türkiye'nin 3. dünya ülkesi haline getirildiği, yargı kararlarının tartışıldığı, ekonomide kriz beklentilerinin arttığı bir dönemde demokrasiyi yükseltmenin tam zamanıdır. Demokrasinin hak olduğuna inanan, herkes taşın altına elini koymalı.