Köşe Yazıları

SORUNLULARI DIŞARI GÖNDERİRSENİZ, SORUNLAR NEREYE GİTSİN?

Antidemokratik güçlere dalkavukluk yaparak sorun çözülmez.45 yıllık politik cinliklerle istikbaldeki olası gelişmelerden pay kapmaya çalışmakta bir çözüm değildir.

29 Aralık 2013 Saat: 13:19

SORUNLULARI  DIŞARI  GÖNDERİRSENİZ,  SORUNLAR  NEREYE  GİTSİN?

 

Geçtiğimiz  haftaya  9.  cumhurbaşkanı  Süleyman  Demirel’in “Başörtülüler  okumak  istiyorlarsa  Arabistan’a  gitsinler” sözü  ve  etrafında  oluşturduğu  tartışmalar  damgasını  vurdu.

Türkiye’nin  son  aylarda  özgürlükler  alanında  kaybettiği  irtifa  göz  önünde  bulundurulursa    fırsatçılığıyla  tanınan  bu  politikacının  sözünü  hakikaten  biraz  değerlendirmekte fayda  vardır.

Bilindiği  gibi  insan  hakları  alanında  ilerleme  katetmeye  çalışan  Türkiye’de son  aylarda  konjonktürel  olarak  bazı  değişimler gözlenmeye  başlandı. Geçtiğimiz  aylarda   pek  ses   seda çıkarmadan  bir  belgenin  imzalanması  ile ilgili  önemli  gelişmeler  yaşandı.Kırmızı bir kitapta  bulunduğu  söylenen ve  gizli  anayasa  olarak  nitelenen  milli  güvenlik  siyaset belgesi bakanlar  kurulunda  pek  istenmeyerek te  olsa  imzalandı.Bu  belgenin  aslında  sivil  bakanlar  kurulunca hazırlanıp  imzalanması  gerekirken , MGK   tarafından  bakanlar  kuruluna “al ve  bunu  imzala” tarzında  sunulması  imzalanmasını  geciktirse de  sonunda  imzalandı.Bu sürece  aniden  artan  terör  olaylarının  tesir  ettirildiği de  iddia  edildi.Demokratik  bir  ülke  olduğumuz  iddia  edilirken  bu  çok  gizli kaydı  ile  saklanan  belgenin  Türkiye’nin  istikbaline  yön  vereceğini  öğrendik.Halkın  büyük  bir  çoğunluğunu  potansiyel  suçlu  olarak    gören  bu  gizli  anayasa’nın  imzalanması ,  bazı  olumsuz  gelişmelerin  devam etmesine  yol  açıyor.

Cumhurbaşkanlığı  seçimi  ve  genel  seçimlerin  yaklaşması  ile  birlikte  yeni  siyasi  atraksiyonların  sergilenmeye  başlandığını  müşahede  ediyoruz.Türkiye’nin  kronik  bazı  sorunları  ister  istemez  tekrar   tartışma  konusu  olmaya  başlandı.Laikliğin  tanımı  ,  nasıl  anlaşılması  gerektiği   ve   din özgürlüğü  alanında  bilindiği  gibi yurdumuzda   önemli  tartışmalar  yaşanıyor.Başörtüsünün  eğitim  ve öğretim  alanından  dışlanması ister  istemez  bu  konunun  Türkiye’nin gündemdeki  en  üst sıralardaki    sorunlarından  biri olmasına  devam  ediyor.Üstelik    başörtüsü  yasağının  son  yıllarda  akıl  almaz  bir şekilde  daha da  genişletilmesi    sorunu  daha da ağırlaştırıyor.Kamusal  alan  tariflerinin  cumhurbaşkanınca  görevinin  başındaki  zamanlara  göre,  farklı  uygulanmaya  başlaması  bu  yasağın  hukuki  değil  siyasi  olduğunun  önemli  göstergelerinden  biri  oldu.Yasağı  kabullenmeyen  dindar  kesimle ,   yasağı  daha da  ilerletmek isteyen  kesimler  arasında  bu  konu  önemli  bir  gerilim  konusu  olarak  gündemdeki yerini  koruyor.Bu  konunun  yasakçı kesim  tarafından  dayatılması  hukuki  haklılıktan  ziyade   antidemokratik  bir    gücün  elde  bulundurulmasına  dayanıyor.Zira şu anda  yasağın  dayandığı  bir kanun maddesi yoktur.İşte böyle  gerilimin  arttığı  bir  noktada  yılların  sağ  kesimde  politika  yapan  politikacısı  ilginç  bir  söz  sarfetti. Konunun  çözümünün  başörtülü  kızların  Arabistan’a  gitmesi  ile  çözümleneceğini  ifade  etti.

Bu  dışarı  gönderme  yollu  cümlelere  12  Eylül  öncesi  yıllarda  aşinalığımız  vardır. O  zamanlarda  çeşitli bir  birini  beğenmeyen  kesimler,  birbirlerinin  dışarı  gitmesi  gerektiğini  ifade ederlerdi. “Komünistler  Moskova”  ya denerek  sağcılar  problemi  çözeceklerini  sanırlardı.Fakat  sonuçta  kimse  Moskova’ya  falan  gitmedi.Birileri bir  düdük  çaldı.Kimi  hapislere  girdi,  kimi  öldürüldü,  kimi yoluna  devam  etti   ama  herkes  Türkiye’de  kaldı.

 

Şimdi de  bu  daha  fazla  germeden   yaşamın  her  alanında  bitmesi  gereken bu  yasağın  devamı  için ,   bu  halkın  çocukları  yurt  dışına  davet  ediliyor.Zaten  önemli  bir  mağduriyet  yaşayan  bu  genç kızlar  açıkçası  ülkeden  kovalanmaya  çalışılıyor.Bu  genç  kızlar  Arabistan’a  gitseler de  yine  bu  ülkeye  geri  döneceklerdir.Onlardan  dayatma yapanların aslında kurtulması  mümkün  değildir. Türkiye’de  oluşan  problemlerin  nedenini  hep dış  mihraklar olarak  açıklamaya  ayarlı  kafalar  sorunlu  gördüğü  kişileri de  dışarıya  davet etme  yanlışından    hala  kurtulamıyor.O  halde   sorun  nerde  ve  çözüm  nedir?

 

Türkiye’nin   sorunlarının  olduğu  açıktır.Bunlara  çözüm  bulmaya  çalışan  insanlara sahanın   dışarısını  göstermek,  hangi kesime  yapılırsa  yapılsın  yanlıştır.Her  ırktan, her  kültürden,  her  dinden, her mezhepten insanımız  Türkiye’de  kalacak  ve  sorunlarını  çözecektir.  Yüz binlerce  kişinin  yaralandığı   sorunları  sorun  olarak  görmeyenler  zaten  her kesime  yanlış  çözümler  üretir.

Komünistler Moskova’ya  gitse,   Dindarlar  Arabistan’a  gitse de  ülkede sorunlar  çözülmeyecektir.Biri  Moskova’ya  diğeri  Arabistan’a  gitse  sorunlar  nereye  gidecektir?  Sorunun  temelinde aslında  başka  bir  unsur  vardır.Zira  sorunun  temelinde  Türkiye’nin  sorunlarını  çözmekten  ziyade  buyurgan  bir  ifade  ile  kendi  görüşlerini , hayat  biçimlerini     dayatmak  isteyen  bir  anlayış  vardır.

Aslında  her kesim   farklılıklar  içinde  bir arada  olmayı  düşünülebildiğinde  sorunlar ortadan  kalkar.

Eski cumhurbaşkanına şunu  hatırlatalım.Antidemokratik güçlere  dalkavukluk  yaparak  sorun  çözülmez.45 yıllık  politik  cinliklerle istikbaldeki   olası  gelişmelerden  pay  kapmaya  çalışmakta  bir  çözüm  değildir.Esneyebilme  kabiliyeti  yüksek  ifadelerle  düşünce  belirtmelere artık Türkiye  tahammül  edememektir.

Umuyoruz ki Türkiye’de her  kesimin  birbirini   anlayabileceği  ve  birbirine  tahammül edebileceği  günleri  herkes  özlesin.

 

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız