Köşe Yazıları

Vicdan ve Vicdansızlık

16.03.2012 Ülkesinden uzakta farklı ırktan ve dinden Filistin'li mazlumların yardımına koşan Rachel Corrie bir tarafta her türlü çukurluğa düşmüş Amerikalılar bir tarafta.

28 Ocak 2014 Saat: 05:04

Vicdan ve vicdansızlık...Vicdanlılar  ve  vicdansızlar... İşte  insan  ilişkilerindeki  temel  farklılaşma  alanı...

 

Adana'da iki  çocuk  annesi  bir  kadın  intihar  etmiş. Bu intiharı  yürek  yakıcı  kılan  ise yaşanan  dramın  ortaya  çıkmasıdır.Kocası iflas  etmiş  ve evinden uzak   şantiyelerde çalışan ve  kazandığını borcunu ödemede kullanan bir  baba  ve  8 aydır kirasını ödeyemeyen,  sefalet  içinde iki  çocuğu  ile  ortada  kalmış  bir 26 yaşında bir anne. Cebindeki 6 tl ile  oduncudan  odun almaya giden  ve  oduncunun  bu  parayı görünce  ücretsiz  odun  verip  gönderdiği  kadın  eve  gelip  yaş  odunlar , lastik  parçaları  ile  sobayı  yakmaya çalışıp  başaramayınca  çocuklar üşümesin diye saç kurutma  makinesini  açık  bırakıp yan odada  beşik  demirine  ip  bağlayıp  kendini asmış. Anlaşılan  odurki  zaten  maddi  sıkıntılar  içinde  depresyona  girmiş  olan  zavallı  kadın bir de rutubet ve sefalet içindeki evinde  çocuklarını  ısıtmak  için  sobayı da yakamayınca  son üzüntü damlası da damlamış  ve  depresyon  içindeki  kadın intiharı seçivermiş. Masum iki çocuğun ve yokluklar içindeki evin sefalet manzarası vicdanlarımıza ağır bir yük olarak asılıveriyor. Kadın kendini asarak aslında insanlığın kararını vermiş herhalde. Tüm insanlığın  öte  dünyada  çok  ağır  bir  hesap  vereceği bir  olaydır bu. Toplumun  "devlet  niye  bu  aileyi  bulamamış  diyerek  kurtuluvereceği  bir olay değildir. Bu  kadın  tüm  insanlığa  ve onunla  sorumlu olan devlete çok ağır  bir yük yükleyip gitmiştir. Cahiliye  döneminde zalimce  öldürülen  bebelerin  hesabının  öldürüleceğini  söyleyen  Kur'an  ve  ona  inananlar  bu  olayı nasıl  karşılayacaklar. Üç  beş dakika  üzülüp  sonra unutacağımız bir olay mıdır yoksa  küçüğün daha da un ufak olduğu büyüğün dahada irileştirildiği  bir  dünyaya  isyanımızı  haykırmamız  gereken  bir olay mıdır? Bu olaya  en çok duyarlı olması gerekenler adaleti  ve  vicdanı  baştacı  etmesi  gereken  müslümanlardır. Ancak  son  zamanlarda genel  bir  dünyevileşme  eğilimi sarmadı mı  islami camiayı? Yanan 11  işçiden sonra  adeta  bize ikinci  bir  ikazdır bu. Müstez'afların  hukukunu  korumakla mükellef  ve bu  yeryüzünün canlılar nezdindeki vekaletini yüklenen  müslümanlar neredesiniz, neredeyiz?

 

"Çocukların öldürüldüğü  bir  dünyada  büyüklerin yaşamasının ne anlamı  var?" diyor Adem Özköse. Halkının  malını  saçıp  savuran  tüm  zalimler  gibi olan Esad'ın  ülkesinde  çocuk  ölüleri  karşısında  yüreği parçalanan Adem ve  "orada ne  işi  vardı"  diyen  sesler..Adalet ve vicdan duyguları  ile  siyasi hesap  ve çıkarlar  karışınca  böyle sesler de  çıkabiliyor.

 

Hakikaten  16  Mart  vicdan  günü  bize önemli bir vicdan muhasebesi yapmamız gerektiğini gösteriyor. Ülkesinden uzakta farklı ırktan ve dinden Filistin'li mazlumların yardımına koşan Rachel Corrie  bir  tarafta  her  türlü çukurluğa düşmüş Amerikalılar  bir tarafta. Seneler geçse de unutulmayacak  Halepçe bir tarafta  ırk ve mezhep savaşındaki, hırs peşindeki Irak ahalisi  bir tarafta...

 

Sivas  katliamını  yaptıran ruh  hali  bir  tarafta Hrant Dink'in katlinin hesabını sormaya çalışan müslüman vicdanı bir tarafta..Sadece Sivaslılar  suçlu ilan etmekle kurtulamayız. Linç kültürünü  teşhis edemeyen ve yok etme  çalışması yapmayan müslüman düşünür   "biz yapmadık " demek yerine bunun muhasebesini yapmalıdır en başta. Provokatörün ekmeğine  yağ  süren topluluk  suçu başka yere atma yerine  saatlerce süren bir  toplumsal  gösterinin  böyle  bir  faciayla  bitebileceğini  hesap etmediğinden  dolayı  kendini sorgulamalı. Her zaman böyledir. Suç sahipsiz kalır.

 

İkna odalarının mucidi Nur Serter, "Vicdanen pırıl pırılım. Hayatta yaptığım en iyi şey ikna odalarıydı" demiş. Nice  genç  kızı  ruhen  perişan  ettikleri ikna odaları için ancak kararmış ruh sahipleri bu ifadeleri kullanabilir. Ancak bu zulme uğrayanlar  çözebilir Türkiye'nin mes'elelerini. Geçtiğimiz günlerde Hilal Kaplan'ın yazısında Ermeni öğrencisinin aşağılanması ve dışlanması  karşısında yüreği parçalanan  başörtüsü zulmünü, ikna odalarındaki dışlanmışlığını   hatırlayan adil  bir  müslüman ruh empati yapabilir ancak. Bu zulümlere uğraması da şart değildir. Yeryüzünün  canlının ve  cansızın vekaletini üstlenmiş olanlar  ancak adil ve vicdanlı gözlerle bakar dünyaya.


Siyasi ve sosyal olaylara  vicdan  penceresinden bakmazsanız  çok  bahaneler  bulabilirsiniz. Adana'daki kadın için "devlet veya yardım kuruluşları görseydi" diyebilirsiniz. Gazeteci Adem'in mazlumlar için sıcak evini bırakıp tehlikelere atılmasını anlayamazsınız. Sivas'daki tekbir seslerini ve  alevlerin eş zamanlılığı sizleri hala uyandırmıyor, özeleştiri yaptırmıyorsa dindarların neden olduğu  toplumsal skandallarla  daha çok  karşılaşabilirsiniz. Dünyevileşmeyi çok tehlikeli bir yöneliş olarak görmeyip iktidar, belediye nimetlerinden nimetleniyorsanız safınız farklıdır artık. Nur Serter gibilerinin  karanlık vicdanlarını yenmenin tek ilacı ise zalimleri çifte standartları ile ortada bırakıp adil olana talip olmaktır.   

YORUMLAR

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu kişisel bloğu Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız